STRATEJİK YAKLAŞIN


Güncellenme : 21.09.2013 05:40

Gazetemizin sorularını yanıtlayan KCK Eşbaşkanı Besê Hozat, çözüm sürecinde Öcalan’ın stratejik bir aktör olduğunu belirterek, ‘Stratejik aktöre stratejik yaklaşım gerekiyor. Bu şarttır’ dedi

SÜRECİN KADERİ ÖCALAN’A YAKLAŞIM

“Çözüm süreci devletin Öcalan’a yaklaşımına bağlı” diyen KCK Eşbaşkanı Besê Hozat, stratejik aktör olan Öcalan’a devletin de stratejik yaklaşması gerektiğini belirtti. Hozat, “Önderliğimizin koşulları müzakereye uygun hale getirilmeli. Bu şarttır” dedi

DEMOKRATİK GÜÇ BİRLİĞİ YÜKSELTİLECEK

Hozat, son dönemlerde toplumda artan demokrasi talebine de işaret ederek, “Demokratik güç birliği perspektifi ile mücadele en güçlü bir biçimde sürdürülecektir. Demokratik Türkiye Özgür Kürdistan projesi, yaratıcı biçimde hayata geçirilecektir” dedi

Stratejik aktöre stratejik yaklaşım

PKK 11. Kongresi, 5-13 Eylül tarihleri arasında Medya Savunma Alanları’nda gerçekleşti. Kürdistan, Türkiye ve Ortadoğu’da önemli gelişmelerin yaşandığı bir dönemde gerçekleşen Kongre’ye ilişkin, KCK Eşbaşkanı Besê Hozat, gazetemiz Özgür Gündem’in yazılı sorularını yanıtladı. Kongre’de, KCK Genel Başkanı Öcalan’ın başlattığı ‘Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamı İnşa’ sürecine ilişkin gerçekleşen tartışma ve kararlaşmaları değerlendiren Hozat, Kürt sorununun çözümünde Öcalan’ın stratejik aktör olduğunu belirterek “Stratejik aktöre stratejik yaklaşım gerekiyor. Koşullarını da bu yaklaşıma uygun hale getirmek gerekiyor. Yeni süreç bunu gerektiriyor ve bu yeni sürecin temel şartıdır. Kongre bu temel noktalar üzerinde önemle durdu” açıklamasını yaptı. KCK Eşbaşkanı Hozat’ın gazetemizin sorularına verdiği cevaplar şöyle:
 

PKK 11. Kongresi, Ortadoğu ve Türkiye’de yaşanan gelişmeleri, halkların demokrasi talebini ve bölgenin siyasi ve toplumsal koşullarını nasıl değerlendirdi?

- PKK’nin 11. Kongresi bölgenin siyasal durumunu kapsamlı tartıştı ve önemli tespitlere gitti. Bölge büyük bir değişim sürecinden geçiyor. Bölgenin tüm toplumsal iç dinamikleri ayakta. Diğer yandan bölgenin tüm etnik, kültür ve inanç yapıları aynı taleplerle sokaklarda. Ortadoğu artık eski Ortadoğu değil, toplum demokrasi ve özgürlük istiyor, zulme boyun eğmiyor ve direniyor. Bölgenin tüm iç dinamikleri oldukça canlı, direniş halinde ve alanlarda mücadele içinde.

Bölge toplumunun temel sorunu, toplumun ve halkın taleplerini alternatif bir projeye dönüştürecek ve ona öncülük edecek yeni ve demokratik bir sistem kuruluşuna ön ayak olacak bir siyasi yapının ortaya çıkmamasında yaşanıyor. Bölgede özellikle Arap dünyasında eksik olan temel şey budur. Bu, kongrede tartışılan önemli bir nokta oldu. Bu açıdan, Kürt özgürlük hareketinin demokratik ulus projesi tüm bölge için temel bir çözüm projesi olarak değerlendirildi.
 

Kürtlerin inkarcılığa karşı verdiği kırk yıllık mücadele tüm Anadolu halklarında da büyük bir uyanışa yol açtı. Türkiye’de de iç dinamikler demokrasi ve özgürlük istemiyle ayaktadır. Halk demokrasisi gelişiyor, devlet ve hükümet etki gücünü gittikçe kaybediyor

 

Diğer bir boyut ise bölgedeki ulus devlet gerçeği. Bölgede köklü sistem ve rejim değişiklikleri bu aşamada söz konusu değil, değişim daha çok ulus devlet yönetiminde yaşanıyor. Milliyetçi diktatörlüğün yerini milliyetçi-dinci diktatörlük alıyor.

Bölgede hegemonik güçlerin büyük çıkar savaşları yaşanıyor. Suriye’de yaşanan aslında büyük bir dünya savaşıdır.

Ancak bölgede demokrasi güçleri örgütlenme perspektiflerine ulaşırlarsa ve güçlerini birleştirip ortak mücadele yürütmeyi başarabilirlerse demokratik sistem bölgenin en güçlü sistem seçeneği olarak ortaya çıkacak ve gelişecektir. Kongre bu noktalarda da önemli değerlendirme ve tespitlerde bulundu.

Türkiye’nin içinde bulunduğu durum bölge gelişmelerinden kopuk değildir. Türk devleti anti demokratik, inkarcı ve imhacı politikalarında ısrar ederse, Suriye’nin yaşadıklarını yaşamak zorunda kalacaktır. Türk devleti yüz yıldır, Kürtleri, Lazları, Çerkesleri, Hıristiyanları, Alevileri bastırıyor, katlediyor, kültürel, ekonomik, siyasi soykırım uyguluyor. Kürtlerin inkarcılığa karşı verdiği kırk yıllık mücadele tüm Anadolu halklarında da büyük bir uyanışa yol açtı. Türkiye’de de iç dinamikler demokrasi ve özgürlük istemiyle ayaktadır. Halk demokrasisi gelişiyor, devlet ve hükümet etki gücünü gittikçe kaybediyor.

PKK 10. Kongresi, KCK Genel Başkanı Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü temelinde bir mücadele süreci başlatmıştı. PKK 11. Kongresi geride kalan 5 yıllık süreci nasıl değerlendirdi?

- PKK 10. Kongresi’nden sonra geçen beş yıllık süreç kapsamlı bir mücadele süreci oldu. Önder Apo’nun özgürlüğü verilecek mücadeleye ve sorunun çözümüne bağlı bir durumdur. Birebir Kürt sorununun demokratik çözümüne bağlıdır. Yani Önder Apo’nun özgürlüğü demek Kürt sorununun demokratik çözümü ve Kürtlerin özgürlüğü demektir.

Beş yıllık mücadelenin ortaya çıkardığı çok büyük kazanımlar oldu kuşkusuz. Hareket ve halk üzerinde çok yönlü ve kapsamlı imha saldırıları vardı. Bunlar çok büyük oranda geriletildi ve boşa çıkarıldı. Önderliğimiz üzerinde çok ağır bir tecrit vardı, buna karşı halkın ve gerillanın verdiği mücadele bu tecridi önemli oranda geriletti ve kısmi de olsa boşa çıkardı. Yeni bir diyalog sürecine zemin hazırladı. Yetersizlikler de vardı tabii. Mesela Devrimci Halk Savaşı stratejisini çok yaratıcı bir biçimde hayata geçiremedik. Yeni dönem stratejisinin mücadele araçlarını oluşturmada ve kullanmada dar kaldık. Mücadele ve direniş Kürdistan’ın dışına çok taşırılamadı. Oysa Türkiye halklarıyla birlikte ortak mücadele cephesini örgütleme koşulları ve imkanı çok fazlaydı. Diğer yandan demokratik sistem inşasında hantal bir çalışma tarzı ortaya çıktı. Yeni paradigmanın ruhuna uygun bir sistem inşasını çok başarılı bir biçimde geliştiremedik. Bu durum Önder Apo’yu özgürleştirme hedefimizi de direkt etkiledi ve tam sonuca gidemedik. İfade ettiğim tüm bu noktalar Kongrede her arkadaş açısından ciddi bir özeleştiri olarak dile getirildi.

Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamı İnşa Hamlesi süreci ve sonuçları PKK 11. Kongresi’nde hangi temelde ele alındı? Başta Türk ve Kürt halkı olmak üzere Türkiye toplumu bu süreçten nasıl etkilendi?

- Bu hamle, Önderliğimiz tarafından geliştirildi. Hamle öncesi süreç çok kapsamlı bir savaş süreciydi. Yaşanan savaşta her iki tarafta çok ciddi kayıplar yaşandı. Bizim açımızdan acıları fazla kazanımları da güçlü olan bir süreç oldu. Yaşanan savaş, karşı tarafı da oldukça zorladı ve yıprattı. Bu durum görkemli zindan direnişi ve halk direnişi ile birleşince devlet ve hükümet daha da sıkıştı. Tabii bir de bölge bir değişim sürecine girmişti. Tüm bu durumlar Kürtler açısından çok büyük bir özgürlük imkanı ortaya çıkarırken, inkarcı-imhacı sistem açısından ise bir çözülme ve geriye çark etmeyi ifade ediyordu. Önderliğimiz bu koşulları çok yaratıcı ve güçlü bir biçimde değerlendirdi. Demokratik kurtuluş hamlesi Türkiye’nin, bölgenin demokratikleşmesi hamlesidir. Kongrede yürütülen tartışmalarda ortaya şu çıktı: Hamle ilanı Kürdistan ve Türkiye toplumunda çok büyük bir heyecan, moral ve umut yarattı. Herkes bir kez daha şunu çok iyi gördü ki halkların, toplumun istediği şey savaş değil, demokrasi ve özgürlüktür. Ancak Türk devleti ve AKP hükümeti bu hamleye, doğru bir karşılık vermedi ve kamuoyunda çok büyük bir hayal kırıklığı yarattı.

PKK 11. Kongresi, Sayın Öcalan’ın özgürlüğü, sağlığı ve güvenliğini çözüm sürecinin merkezine yerleştirdi. Neden?

- Biz devletin ve hükümetin Kürt sorununa yaklaşımını Önderliğimize olan yaklaşım üzerinden ele alıyoruz, halkımız da öyle! Önderliğimiz Kürt sorununun demokratik siyasi çözümü konusunda çok stratejik ve kilit bir role sahiptir. Sen bir hareketin önderini devre dışı bırakmaya çalışırsan asla o sorunu o hareketle çözemezsin. Durum buyken Önder Apo’nun özgürlüğü, sağlığı ve güvenliği tabii ki hepimizin ve halkımızın sağlığı, güvenliği ve özgürlüğü anlamına gelecektir.

Dolayısıyla Kürt sorununun çözümünde Önder Apo, stratejik aktördür. Stratejik aktöre stratejik yaklaşım gerekiyor. Kürt sorununun demokratik siyasi çözümünde bir muhatap devlettir, diğer bir muhatap da Önderliğimizin kendisidir. Önder Apo istediği ve ihtiyaç duyduğu her an ve zaman avukatlarıyla, STÖ’lerle, akademisyenlerle, aydınlarla, gazetecilerle rahatlıkla görüşebilmeli, görüş alışverişi yapabilmeli ve görüşlerini kamuoyuna, topluma etkili bir biçimde yansıtabilmelidir. Bu konuda devlet ve hükümet Önderliğimizin koşullarını tümden değiştirmeli ve müzakere sürecine uygun hale getirmelidir. Yeni süreç bunu gerektiriyor ve bu yeni sürecin temel şartıdır.

Kongre, demokratik çözüm sürecinin gelişmesi için hangi kararları aldı, nasıl bir strateji izlemeyi öngördü?

- Kongre her şeyden önce demokratik çözüm sürecinin gelişmesi için mücadeleyi yükselterek sürdürme kararı aldı. Demokratik siyasi çözüm irademizi en güçlü bir biçimde ortaya koyma ve mücadeleyi her alanda tüm gücümüzle sürdürme kararlılığına ulaştık. Bu temelde toplumsal direniş örgütlendirilecek demokratik güç birliği perspektifi ile mücadele tüm topluma yaydırılarak en güçlü bir biçimde sürdürülecektir. Tüm toplumsal dinamikler güçlü bir örgütlenme ve mücadele perspektifine kavuşturulacaktır. Demokratik Türkiye Özgür Kürdistan projesi, mücadele araçları sağlam ve yetkin geliştirilerek yaratıcı bir biçimde hayata geçirilecektir.

Türkiye’de, yeni anayasa tartışmaları sürüyor, Kürt sorununun demokratik anayasal çözümü için yapılması gerekenler nelerdir?
 

Toplumsal direniş örgütlendirilecek demokratik güç birliği perspektifi ile mücadele tüm topluma yaydırılarak en güçlü bir biçimde sürdürülecektir. Demokratik Türkiye Özgür Kürdistan projesi, mücadele araçları sağlam ve yetkin geliştirilerek yaratıcı bir biçimde hayata geçirilecektir

- Her şeyden önce soykırımcı, inkarcı ve imhacı bir zihniyet üzerine inşa edilmiş faşist 12 Eylül anayasasını tümden devredışı bırakmak gerekiyor. Bu anayasa iyileştirmelerle düzelecek bir anayasa değildir. Türkiye’nin demokrasi ve özgürlük zihniyetine, onun anlayışına dayalı yepyeni bir anayasaya ihtiyacı vardır. Bunun için çok defa Önderliğimizin de belirttiği gibi öncelikle geçici bir anayasa taslağı oluşturulabilir. Bunun üzerinde daha derinlikli ve köklü çalışmalar yapılarak ilerleyen zamanlarda toplumun farklı kesimlerini de karar sürecine dahil ederek kalıcı demokratik, çoğulcu, özgürlükçü bir anayasa yapılabilir. Türk devletinin AKP hükümetinin anlayışı demokratik bir anayasa yapmak olmadığı için bir yıldır maalesef bir mesafede kat edilmiyor. Kürt sorununun çözümü tabii ki anayasal bir çözümdür. Kürtlerin kimliği anayasal olarak tanınmalıdır. Türkiye’de Kürtlerin dışında da birçok farklı etnik, kültürel ve inançsal yapıya sahip kesimler, topluluklar var. Bu anlamda Kürtler de dahil tüm farklılıkların kimliğini tanıyan, tüm farklılıkları Türkiye’nin zenginliği olarak görüp hepsini kapsayan bir kimlik formülasyonu temelinde, demokratik, çoğulcu ve özgürlükçü bir anayasa yapılabilir. Demokratik ulus perspektifi yeni anayasanın temeli haline getirilir ve yeni anayasa bu perspektife dayalı hazırlanırsa Kürt sorununun da anayasal boyutu çözümlenmiş olur.

Ulusal Kongre çalışmalarıyla birlikte, Kürtlerin ulusal birlik düzeyi de gelişiyor. PKK 11. Kongresi, Kürt halkının ulusal birliği konusunda gelinen aşamayı nasıl değerlendirdi?

- Ulusal birlik konusunda yoğun bir mücadele verildi ve çok güçlü çalışmalar yürütüldü. Bu çalışmalar sonuç verdi ve çok önemli bir aşamaya gelindi. Kürtler açısından çok tarihi olan böyle bir süreçte Ulusal Kongre kararı almak ve bunun hazırlıklarını yürütmek büyük bir başarı olarak ifade edildi. Ulusal birlik çalışmaları dört parça Kürdistan’da ve ülke dışında tüm Kürtlerde çok büyük bir heyecan ve umut yarattı. Kürtler arasında zihinsel, ruhsal ve fiziksel sınırları yıktı, büyük bir kaynaşmaya, bütünleşmeye ve dayanışmaya yol açtı. Artık engel olarak bu çalışmanın önüne geçmeye çalışan hiçbir güç, hiçbir parti başarılı olamaz. Kongrenin değerlendirmelerinde ortaya çıkan ana çerçeve bu oldu.

PKK Kongresi, AKP’nin çözüm sürecine yaklaşımını hangi temelde ele aldı. Geri çekilmenin durdurulması kararına nasıl ulaştınız?

- AKP başından itibaren çözüm sürecine ciddi yaklaşmadı. Ciddi yaklaşmamasının sebebi sürece yaklaşımının stratejik olmamasıydı. Bildik yüz yıllık inkar-imha politikalarını ve oyunlarını kendi akıl sınırları içinde ve kendine has üslubuna uydurarak yürütmeye devam etti. İnkarcı zihniyetini ve imhacı politikalarını manipüle etmede sahte demokrasi paketlerini bir siyasi araç ve malzeme olarak kullandı. Biz hareket olarak demokratik çözüm sürecini geliştirmek için çok büyük bir çaba sergilerken ve büyük fedakarlıklarda bulunurken, Türk devleti ve AKP hükümeti büyük savaş hazırlıkları yaptı. Tüm bu durumları 11. PKK Kongresi çok kapsamlı değerlendirdi ve ateşkesi sürdürme; ancak geri çekilmeyi durdurma kararı aldı. Bu kararın alınmasında sürecin başından itibaren AKP’nin savaş hazırlığı ve savaşma dışında bir şey yapmaması esas neden oldu. Sürecin tek taraflı gelişmesinin sonuç vermeyeceği açığa çıktı ve bu durum böyle bir kararı ortaya çıkardı.

PKK, Ortadoğu’ya demokratik ulus perspektifini ortak yaşam perspektifi olarak öneriyor. Demokratik ulus inşasının zemini ve temel dinamikleri nelerdir, bu perspektif nasıl gelişebilir?

- Demokratik ulus inşası tüm toplumsal farklılıkların demokratik ve özgürlükçü anlayış temelinde bir arada ortak yaşam sistemidir. Bu sistem demokratik bir kültüre dayanıyor, farklılıkların birliğini ifade ediyor. PKK’nin demokratik ulus inşası da bu demokratik anlayışa dayanıyor. Demokratik toplum inşasında yeni paradigmanın zihniyetini kazanmak ve öncülüğünü geliştirmek oldukça önemlidir. Bu konuda temel sorun zihniyet ve öncülükte yaşanıyor. Devletçi ve iktidarcı zihniyet kökten aşılamazsa demokratik ulus sisteminin sağlam ve güçlü öncülüğü de ortaya çıkamaz. Kongre bu noktalar üzerinde çok durdu.

Demokratik ulus sistemi, komün, meclis, akademi, kooperatif ve bu temelde kapsamlı bir örgütlenme ve mücadele perspektifine dayanıyor. İnşa çalışmasına paralel olarak mücadeleyi derinliğine, tüm toplumsal kesimleri dahil ederek geliştirme ve yükseltme demokratik ulus anlayışının mücadele tarzı olarak esas alındı.

Toplumun köleliği ve ezilmişliği en derin ve somut olarak kadında ifadesini bulur. Dolayısıyla en çarpıcı özgürlük ve demokrasi mücadelesi de kadın gerçeğinde dile gelir ve eyleme dönüşür. Bu açıdan kadının öncülük etmediği, içinde örgütlü iradesiyle yer almadığı hiçbir sistem inşası demokratik olamaz. Kongre tartışmaları bu noktalar üzerinde oldukça yoğunlaştı. Ve demokratik ulus inşasının temel yapı taşı olarak örgütlü kadın iradesi olacağına dikkat çekildi ve bu temelde kararlaşmalara gidildi. Gençliğin de toplumun en dinamik, en enerjik ve en yaratıcı gücü olması itibariyle demokratik ulus inşasındaki rolü çok büyük ve önemlidir. Kongre bu anlamda gençliğin demokratik mücadeledeki rolüne dikkat çekerek bu mücadele sürecinin temel dönüştürücü ve geliştirici toplumsal dinamiği olarak gençliğe sistemsel inşada ve eylemsellikte çok aktif bir rol ve görevler yükledi.

 


Bookmark and Share