Yılın savaş bilançosu ve AKP fiyaskosu!

Yılın savaş bilançosu ve AKP fiyaskosu!

Doğan Çetin

Kürdistan’da yepyeni bir siyasi mücadele sürecini ifade eden özyönetim ilanları, bir halkın kendini yönetme iradesini ifade etti. Tarihsel bakımdan devletle müzakereler sonucu elde edilemeyen özgür yaşamın, halkın kendi kendini örgütleme ve kendi iradesiyle inşa etme sürecine evrilmesini tanımladı. Kürt halkı kendi yaşamına ilişkin kararını verdi. Güncel olarak da devletin artan katliamları ve saldırıları karşısında kendini korumak üzere özgür ve güvenlikli yaşam alanları yaratıldı. Tüm boyutlarıyla bu özyönetim alanları, demokratik özerkliği devlete rağmen inşa etme sürecine girdi. Ancak bu oldukça haklı ve dünyanın bir çok yerinde deneyimlenen süreç, terörize edilerek topluma yönelik doğrudan saldırıların aracı haline getirildi. Kürt halkına karşı tarihin en şiddetli ve hiçbir ayrım tanımayan saldırı dalgası başlamış oldu. Burada toplumun savunulması ihtiyacını tarihsel ve toplumsal sorumlulukları bakımından gençlik üstlendi. Tam da bu süreçte daha önce de adını duyuran YDGH ortaya çıktı.

Taş atan çocuklardan direnen YDG-H’lılara

Kürdistan’da artan saldırılar YDG-H’ın kendini toplumun özsavunma ihtiyacını karşılamayı ön gören bir özsavunma örgütü olarak tanımlanmasına, bu temelde faaliyet yürütmesine yol açtı. Taş atan çocuklardan oluşan bir gençlik kuşağı, çocukluk ve gençlik yıllarına damgasını vuran devlet faşizmi karşısında kendini savunma konusunda tecrübe kazandı. Saldırının şiddeti savunma araçlarının biçimini de değiştirdi. Taş atan çocuklardan direnen YDG-H’lılara böyle geçildi.

Özyönetim ilanları temelinde gelişen süreç YDG-H’ı öne çıkardı. Ve saldırı altında olan özyönetim alanlarında açtıkları hendek, geliştirdikleri kimi tuzak ve taktiklerle YDG-H buralara mevzilendi. Artık profesyonel bir savaş gücü olan gerillanın yanı başında YDG-H da Kürt halkının direniş öyküsünde yerini aldı.
 
Orduya ayar çekildi

24 Temmuz’dan başlayıp yıl sonuna kadar gelişen savaş, bilanço bakımından da Türkiye’yi oldukça zorlar hale geldi. Yine AKP’nin bu savaş bilançosundan ordunun, “Savaşa soğuk yaklaşması” tutumunun sorumlu olduğunu içeren suçlamalar ortaya çıktı. Genel Kurmay başkanı’nın Silvan’da yürütülen tanklardan ötürü rahatsızlığını belirten açıklamaları, ardından AKP yetkililerinin ateşkes sürecindeki ordunun yetersizliğine atıfta bulunmaları, ordunun ise o süreçte operasyon yapılmasına izin verilmediği gibi söylemlerle topu hükümete atması bunların bir yansımasıydı. Bunun üzerine orduya bizzat Cumhurbaşkanı tarafından ayar çekilerek yıl sonundaki özyönetim operasyonlarına ordunun da katılımı sağlandı.

Kamuoyundan gizlenen savaş bilançosu

2015, Türkiye açısından tarihin en aldatıcı bilanço bilgilerinin kamuoyuyla paylaşılmasını içerdi.

2015 yılı içerisinde 24 Temmuz’dan bu yana Aralık ayı dışında bırakılarak elde edilen toplam 4 aylık bilanço geçen çatışma sürecinin ne kadar çetin geçtiğinin göstergesi ve AKP’nin askeri anlamda sonuç alamayacağını bir kez daha kanıtlar nitelikte oldu. Bu dört ay içerisinde Türk devleti çeşitli yoğunluklarda tam 334 hava saldırısı gerçekleştirdi. Gerilla bölgelerine, 1133 kez öbüs ve havan saldırısı düzenledi. Gerillaya yönelik karadan 144 operasyon geliştirdi. Tüm bu saldırılar sonucunda 160 gerilla yaşamını yitirdi. Bu saldırılar karşısında ise gerilla güçleri saldırı ve operasyon konumunda olan güçlere yönelik 750 eylem, Kürdistan’ın çeşitli stratejik yollarında çeşitli zaman dilimlerini kapsayan 144 yol kesme eylemi gerçekleştirdi. Bu eylemler sonucunda 1502 asker-polis ve özel harekatçı öldü. Gerilla güçleri ile AKP arasında yaşanan savaşın gerçek bilançosu bu iken Türkiye’de yaşayan toplum bu bilançodan bihaber kılındı.

AKP’nin saldırıları sivilleri hedef aldı

Savaşın bilançosu bu iki güç arasında yaşanan savaşla bitmedi. Bu bilançoya bir de YDG-H güçleri ile yaşanan çatışmalarda öldürülen onlarca polis ve asker ile Özel harekat polislerinin saldırıları sonucu yaşamını yitiren çoğu çocuk ve kadın olmak üzere yüzlerce sivil de eklendi. AKP’nin saldırıları sivilleri hedef aldı ve toplum savaşın açık tarafı olarak görüldü.

2015 yılında bu bilançoya yansımayan kayıplar

* 2015 yılı içerisinde iktidara ve savaşa kurban edilen Türkiye demokrasisi tarihinin en büyük darbesinden birini yedi.

* Bu çatışmalı süreç içerisinde savaşa doğrudan harcanan ekonomi Türkiye için büyük bir maddi kaybı ifade etti. Savaşın ekonomiye olan yansıması ise bu rakamları katladı.

* Türkiye’de yaşayan Kürt halkı duygusal olarak tümden bir kopuşu yaşarken fiziki kopuşta da karar kılmanın eşiğine geldi.

* Uluslararası alanda AKP’nin dış politikası bu savaşla birlikte daha büyük darbe yerken, uluslararası alanda yalnızlaştı, teşhir oldu. Kürtler ise büyük destek kazandı.

* Devlet kendi eliyle modern bir Kürt isyanı temelinde kopuşun zeminini oluşturdu.

* Türkiye’deki toplum yaşanan savaşa ve onun ağır sonuçlarına alıştırıldı.  

* Saldırıların çapı sivil halkı hedef aldıkça yaşamını savaşa göre inşa eden bir halk gerçekliği yaratıldı ve Kürt gençliği kullandığı özsavunma taktik ve araçlarında yeni bir aşamaya kavuştu. YDG-H önemli bir savunma örgütüne dönüştü.

- Kuzey’de, dağla şehir arasındaki sınır ortadan kalktı. Gerillanın şehre yönelik misilleme eylemi kapasitesi çok ileri düzeye ulaştı.

2015 yılı işte tüm bu sonuçlar temelinde Kürt halkı ve onun örgütlü güçleri açısından bir başarı yılına dönüştü. Ortadoğu’da olduğu gibi Türkiye’de de AKP gericiliğine karşı mücadele eden ve direnen Kürtler yılı kazandı. Ve 2016 yılının yeni başarılara yol açmasına olanak sağladı.

2016 yılı ve Kürt Baharı

2016 yılına, özyönetim ilanları, Kürt halkının gerçekleştirdiği görkemli direniş ve AKP’nin bu ilanları gerekçe ederek gerçekleştirmek istediği Kürdistan’ı yeniden işgal planıyla giriyoruz. Kürt halkının bu kararlı tutumundan vazgeçmeyeceği çok açık bir hal aldı. Ödenen bunca bedel, halkın göze aldıkları bunun kanıtı olarak gösterilebilir. AKP ise bu durumu askeri yöntemlerle ezerek hiçbir şey olmamış gibi Kürdistan’ı teslim olmuş bir sessizliğe gömemeyeceğine göre özyönetim konusunun bundan sonraki müzakerelerin temel öğesi olduğunu şimdiden varsayabiliriz.

Ufukta müzakere görünmüyor

AKP açısından da bölgesel çapta yaşanan kriz, iç siyasette 7 Haziran sonuçlarının ve toplumsal muhalefetin verdiği işaretler önemli referans noktaları. Bundan yola çıkan AKP bu savaş politikasını sürdürecek. Tüm bunlar, müzakere gibi bir sürecin yakın zamanın konusu olmayacağını gösteriyor. Şayet yeterli zaman sonra müzakereler gündeme gelse dahi tıpkı AKP’nin ifade ettiği gibi Kürtler açısından da bu süreç eskisi gibi yürümeyecek. Yaşadığı büyük güven kırılmasını, bu geçen zaman zarfı içinde yaşadığı toplumsal acıları da masanın orta yerine koyacak Kürt halkı. Ayrıca artık taleplerinin en somut halini ifade eden özyönetimler var. Hem de kazanılmış elde edilmiş bir hak olarak. Sürecin şeffaf yürütülmesi kadar, denetleyici, gözlemci bağımsız güçlerin varlığına da ihtiyaç duyacak. Bu duruma yol açan AKP’yle Kürtler daha fazla yanyana durmama kararı almış durumda.

AKP planı, “Süreci yumuşatma”

2016 yılında neler olacağına dair kimi bilgiler de sonbahara kadar PKK’yi, yine bu temelde özyönetim direnişlerini geriletmeyi önüne koyan AKP’nin, kışın süreci yumuşatmak isteyeceği yönünde. AKP’nin böyle bir taktiği masaya yatırdığını ifade eden kimi kaynaklar, 2016 kışında da müzakereler ekseninde kimi oyalayıcı politikalarla Rojava’da yaşanacak gelişmelerin bekleneceğini belirtiyor. Yani 2016 kışından sonra uluslararası konjonktürün Kürtlerin ve PKK’nin aleyhine AKP’nin ise lehine dönmesi beklenecek. Bu arada Türkiye Rojava alanına yüklenerek dış politikasını iyileştirip bu duruma uygun hale getirecek. Yine bu yumuşama durumundan faydalanılarak yeni anayasa ve başkanlık konusunda kazanımlar elde edilecek. AKP’nin planı bu. Ancak diğer taraftan HPG yetkilileri, hem Öcalan’ın özgürlüğü, hem özyönetimlerin kabulü hem de sürecin anayasal güvenceye alınması konusunda oldukça somut sonuçlar olmadığı müddetçe gerillanın ileriye yönelik askeri hamlesini kimsenin durduramayacağını belirtiyor. Bu yüzden gerilla da müzakereyi eskisi gibi kabul etmeyeceğinin işaretlerini veriyor.  

Rojava’daki kazanımlar dört parçayı etkilemeye devam edecek

Tabi bir de 2016 yılında Rojava alanındaki gelişmeler tıpkı 2015 gibi Türkiye’yi etkilemeye devam edecek. Rojava’da YPG ve YPJ öncülüğünde direnen Kürtlerin bu direnişini sürdüreceği görülüyor. Böylelikle Kürtler sadece kendi toraklarını özgürleştirmekle yetinmeyip Demokratik Suriye Hedefi’yle yeni oluşacak Suriye’de rol ve söz sahibi olmak isteyecek. aslında böylelikle Kantonların demokratik geleceği ve savunulması garanti altına alınmış olacak. Bu yüzden YPG ve YPJ her zeminde DAİŞ’e karşı savaşını sürdürecek. Sonuç olarak Efrîn de Kobanê Kantonu ile birleşecek. Nitekim Rusya’nın bu konuda Kürtlere stratejik ortaklık teklif ettiği biliniyor. Bunun karşısında ABD de sahada bu ortağından mahrum kalmak istemeyecek.  Rojava alanında yaşanan askeri ve siyasi başarıların 2016 yılında uluslararası zeminde bir statüye dönüşmesi için Kürtlerin mücadelesi artacak. Bu konuda da gelişmelerin yaşanmasını beklemek gerekiyor. Bu hususta yaşanacak gelişmeler ise Kuzey Kürdistan’daki özyönetim ilanları temelindeki statü arayışının yeni bir boyut kazanmasına yol açacaktır. Yani 2016 yılında da Rojava alanındaki başarılar başta Kuzey Kürdistan olmak üzere her dört parçaya olumlu etkide bulunmayı sürdürecek.

Sonuç olarak; 2016 yılının da 2015 yılından çıkan bu sonuçla geçeceği Kürt halkının kazanmak için direnişi ve mücadeleyi büyüteceği şimdiden söylenebilir. Her ne kadar sancılı geçse de, bedeli olsa da Rojava’dan Kuzey Kürdistan’a taşan umut 2016 yılını demokrasinin yılı, Kürt halkının yılı yapacak.

2016 Kürt baharı

Yılın ilk ayları olan kış süreci bu bakımdan çok önemli olaylara sahne olma potansiyeli taşısa da suların dinmesine imkan vermeyecek. Bahar süreci ise daha büyük bir Kürt ayağa kalkışına tanık olacak gibi. Bahar süreci, gerillanın sürece dahil olmasına çok önemli imkanlar sunan bir mevsim. Bu yüzden 2016 Kürt baharı olabilir. Kış sürecinde AKP’nin yoğun saldırıları içine girebileceği diğer bir olası durum. Halk Savunma Merkez Karargah Komutanı Murat Karayılan’ın bu konuda açık ve net değerlendirmeleri basına yansıdı. Özyönetimlere müdahale bu biçimde sürerse gerilla devreye girer dedi.

YDGH’ın  ordulaşması tartışılıyor

Bunun yanı sıra bir diğer önemli faktör olarak YDG-H var. Savaş ve Barış ikilemine hatta müzakereye 2015 yılı içerisinde gösterdiği direnişle birlikte dahil olmuş durumda. Kimi KCK yetkililerinin yaptıkları açıklamalardan edindiğim izlenim ve YDG-H öncülerinden aldığım bilgiler, YDG-H’ın kendini büyüyen devrimin ihtiyacına göre daha kapsamlı yeniden örgütleyeceği yönünde. Hatta YDG-H’ın Rojava’daki YPG-YPJ gibi Kuzey Kürdistan’ın özsavunma örgütü olarak ordulaşmasından bile bahsediliyor. Bunlar şehir savaşında da daha çetin bir süreç yaşanacağının işaretleri oluyor. YDG-H’ı büyütme hedefi, AKP saldırı dalgasının artarak devam edeceğinin görülmesinden de ileri geliyor.



Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, halklara ve inançlara saldıran, nefret suçu ve cinsiyetçi söylemler içeren, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Editörün Seçtikleri

Video Galeri

Arşiv

Özgür Gündem Birinci Sayfa

“Binevş”

Cümle Alem

Qırıx


Okurlarla Başbaşa


Medya Diyalog


“Özgür