Katledilenler baharda kıyam edecek Katledenler içinse kıyamet günüdür

Katledilenler baharda kıyam edecek Katledenler içinse kıyamet günüdür

Muhittin CEMİL Ender KARADENİZ

Cizre’de nur yüzlü bir mele söze “Bismillahirrahmanirrahim” diyerek başladı.

“Ya Allah’ın sevgili kulları, tankların yıktığı enkaz altındakiler, bodrumlarda can çekişenler, şehadete doğru son adımlarını atanlar, münkirlerin ateşleri altında Rabbinize koşarken sakın ha ‘aman’ etmeyin, dilinizden şikayet eksik olsun, dua eksik olmasın.. Bilin ki, ayet-i kerime sizler içindir; “Kıyamet günü önce müminlerin ruhları alınarak âhirete göçmeleri sağlanacak, böylece kıyamet, insanların kötüleri ve kâfirler üzerine kopacaktır (Buhârî, “Fiten”, 5; Müslim, “Fiten”, 53; İbn Mâce, “Fiten”, 24).

Ve gözlerinden yaşlar akarak, zalimlere, yezidlere ayet-i kerimeyle şöyle seslendi:

“Sonra sizler öyle kimselersiniz ki, kendilerinizi öldürüyorsunuz ve sizden olan bir grubu diyarlarından çıkarıyorsunuz, onlar aleyhinde kötülük ve düşmanlık güdüyor ve bu konuda birleşip birbirinize arka çıkıyorsunuz, şayet size esir olarak gelirlerse fidyeleşmeye kalkıyorsunuz. Halbuki yurtlarından çıkarılmaları size haram kılınmış idi. Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Şu halde içinizden böyle yapanlar, netice olarak dünya hayatında perişanlıktan başka ne kazanırlar, kıyamet gününde de en şiddetli azaba uğratılırlar. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir.” (2.85)

ABD’den tokat yiyor Cizre’de katlediyor

Abdülkadir Selvi, AKP hükümetinin ve Saray’ın medyadaki baş sözcüsüdür. Onun yazıları, hem Davutoğlu’nun, hem de Erdoğan’ın “içeride” konuştuklarını yansıtır.

Bir süredir  Selvi çok açık konuşmaya başladı. Şu paragrafı Selvi yazdı ama bilin ki altındaki imzalar Hükümetin ve Saray’ındır:

“Cizre’de, Sur’da sadece PKK ile değil, aynı zamanda İran’la, Rusya’yla, Kobani’ye kadar gidip PYD’den plaket alan müttefikimiz ABD ile mücadele ediyoruz.”

Bu sözlerin anlamı şudur:

AKP hükümeti, 24 Temmuz’da Kürdistan halkına karşı savaşı, Suriye’de İran, Rusya ve ABD’ye bir “yanıt” olarak başlattı. Suriye’de bu güçlerin bileğini bükemedi ve öcünü Cizre’deki bodrumlarda savunmasız yatan çocuklardan, yaralılardan aldı.

“Cizre’de, Sur’da sadece PKK ile değil aynı zamanda İran’la, Rusya’yla ABD ile mücadele ediyoruz” demenin anlamı tastamam budur.

Soruyoruz:

“İran’la, Rusya’yla ve ABD ile neden Cizre’de, Sur’da mücadele ediyorsun; neden Suriye’de mücadele etmiyorsun, neden doğrudan onlarla değil de, Kürdistan çocuklarıyla, gençleriyle, kadınlarıyla, sivil yaşlı kadın ve erkekleriyle mücadele ediyorsun?

Ve bunu dünya tarafından yalnız bırakılmış bir halka karşı kalleşçe yapıyorsun. Sonbaharın eşiğinde başlatılan ve tüm kış ayları boyunca kanlı bir soykırım halini alan bu savaş neyi gösterdi?  Eğer “hendekler” nisan ayında kazılmış olsaydı, AKP kış boyunca yaptığı saldırıya cesaret bile edemezdi.

Kışın saldırarak, gerillanın Kürdistan için ne anlama geldiğini bizzat kendisi gösterdi.

‘Vatan’a ihanet’

İbrahim Karagül AKP içindeki “savaş ağalarının” Yeni Şafak’taki baş sözcüsüdür. Selvi “siyasi” sözcüyse, bu üniformasız “askeri” sözcüdür. O da şöyle yazmış:

“Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ‘Bizim bile alamadığımız silahları PYD’ye veriyorlar’ sözüne verilen cevaba bakın. O zaman bir karar vermeli ABD yönetimi. Bir terör örgütünü Türkiye’ye tercih ediyorsa sorun yok, etsin. Ama biz de onu terörü destekleyen, teröre ortak olan ülke ilan edeceğiz! Bir şey daha söyleyeceğiz; Cizre’de, Silopi’de veya Sur’daki ‘iç işgal projesini de ABD yönetiyor’ diyeceğiz. ‘ABD Türkiye’ye savaş açtı’ diyeceğiz. Zaten bütün silahlar onlardan gidiyordu. Zaten Suriye ve kuzey Irak’taki lojistiği onlar sağlıyordu. Son açıklamayla da bu resmen tescil edilmiş oldu.

PYD’yi Amerika koruyor, Rusya ve İran koruyor, bazı Avrupa ülkeleri koruyor. Bu nasıl bir ittifak? Bu nasıl bir ortaklık? Söz konusu ortaklık Suriye’ye karşı mı yoksa Türkiye’yi mi hedef alıyor? Bu ortaklık Türkiye’ye karşı mı kuruluyor?”

Bu satırların yazarı, malum, bundan önceki yazılarında, “Türkiye Suriye’de savaşa girmelidir” diye nara atmıştı.

Bunların paçalarında don yok, kaba yele karşı gidiyorlar. İran’la, Rusya’yla, ABD’yle Türkiye’yi savaşa sokma kışkırtması yapanlar, iktidardan düştükleri gün yargı önüne çıkacaklar. “Vatan’a ihanet” suçundan yargılanacaklar...

2.Ordu’nun Cizre meydan savaşı

Cumhuriyet Gazetesi Yazarı Pınar Öğünç Amed’den yazıyor:

“Yeniköy Mezarlığı’na giden yolda okul üniformasıyla ne çok genç var. Hepsi, Diyarbakır’da iki gün önce Cizre’de yaşananların protestosu sırasında öldürülen Mahmut Bulak’ın arkadaşları. Lise ikide okuyan 16 yaşında bir genç.

“Çok güzel bir insandı” diyor tanıyanlar. Akrabası kadar üzgün görünen bir kadına soruyorum, “Tanımam ama hepsi benim çocuğum” diyor. Mahmut’un mezarı başından çığlıklar yükselirken az arkasında bir hafta, bir ay, iki ay önce ölmüş gençler yatıyor. Mahalle arkadaşı, yaşıtı Çekwar Çubuk’un yanına gömülüyor Mahmut.

Bu mezarların da başlarında yine dudakları titreyen kadınlar, erkekler, gençler var. Cenaze kalabalığı dağıldığında onlar yine oradalar. 90’larda aile büyüklerinin başka mezarlar başında ağlaştığı zamanlarda doğmuş bu genç ölüler. Mezarlığın bu bölümünde dikilen bütün mermerlerde bir doğum tarihi yazıyor, bir de “şahadet”. Taşı henüz dikilmemiş taze mezarlara küçük çakıl taşlarıyla isimleri dizilmiş. Her yer yeşil, sarı, kırmızı.”

16 yaşındaki bu çocuğu ve arkadaşlarına karşı verilen “milli savaşı” kim yürütüyor. Bir polis timi mi? Bir askeri manga mı? Bir Kirpi dolusu Özel Harekatçı mı? Bir tanka bindirilmiş askeri birlik mi?

Kim?

16 yaşındaki lise öğrencilerinin karşısında tim, bölük, tabur, alay, tümen, kolordu molordu değil, tastamam “İkinci Ordu” savaşıyor. Başlarında 2.Ordu Komutanı Orgeneral Adem Huduti var.

Ordu ne demek?

2. Ordu, “120 bin kişidir. Türk Kara Kuvvetleri’ne bağlı 4 ordudan biridir. Komutanlığı Malatya’da bulunmaktadır. Anadolu’yu Suriye, İran ve Irak’tan gelecek dış tehditlere karşı korur.” Vikipedi böyle diyor. Ama siz öyle sanın.

Bu muhteşem ordu, Cizre’ye karşı iki aydır  savaşıyor.

Başkomutan Erdoğan adına, Orgeneral Adem Huduti tarafından yönetilen bu muazzam ordu iki aydır Cizre’de, bir avuç, kendi ifadelerine göre “tesirsiz hale getirilmiş” içinde 16 yaşındaki Mahmutların da bulunduğu 600 silahlı, silahsız insana karşı büyük bir “meydan savaşı” vermiş.

Bir de “zafer” kazanmış...

Ama hala Sur’u zaptedememiş.

Orayı da zaptederse, Adem Hududi’yi TBMM Mareşal yapmalı...

Ey Türk, 120 binlik ordunla, tank tümenlerinle, topçu kolordularınla aylardır yürüttüğün şu savaştan da utanmazsan, bil ki seni hiç kimse hiçbir zaman utandıramayacaktır.



Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, halklara ve inançlara saldıran, nefret suçu ve cinsiyetçi söylemler içeren, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Editörün Seçtikleri

Video Galeri

Arşiv

Özgür Gündem Birinci Sayfa

“Binevş”

Cümle Alem

Qırıx


Okurlarla Başbaşa


Medya Diyalog


“Özgür