İsyanını direnişe dönüştüren kadınlar

İsyanını direnişe dönüştüren kadınlar

JINHA - Deyfe, Fatma, Adile, Hanzat, Mina, Meryem, Sakine, Zilan, Sema, Bêrîtan, Viyan; Kürt kadın direnişinin öncü isimleri ve daha ismini sayamadığımız niceleri... Tarih sayfalarında büyük zafer ve kahramanlıklar elde eden Kürt kadınlarının direniş geleneği son 40 yılda ordulaşmayla birlikte daha da yükselişe geçiyor

Mina’dan Fatma’ya direniş

Kürt siyaset tarihinde önemli yeri olan Mina Qazi, Mahabad Kürt Cumhuriyeti kurucuları arasında yer alırken, 1945 yılında ise Kürdistan Kadın Birliği’ni kurmuş ve başkanlığını yapmıştır. Bedirxanlıların sürgün kızı Nesrin Bedirxan, sürgün hayatı boyunca, ölene kadar Kürtçe’den başka dil kullanmadı. Koçgiri aşiretinden Zarife, Kürt kadınları arasında milli uyanış için eşsiz bir propagandacı oldu. Hakkında pek bir bilgi olmayan Fatma, ‘Kürt Kadınları Teali Cemiyeti’ni kurdu. 1957’de Yunanistan’a Kolonyalizm karşıtı kongreye delege olarak katılan Rewşen Bedirxan, kongrede Kürdistan bayrağını açtı. Böylece ilk defa uluslararası bir toplantıda Kürdistan bayrağı açılmış olur. 1927 yılında başlayan Ağrı Ayaklanması’na katılan Besê, bir çatışma sırasında ele geçmemek için uçurumdan kendisini atarak yaşamına son verir. Kara Fatma (Fata Reş) önde gelen Kürt kadınları arasında en tanınanlarından biri olup, cesaretiyle, yiğitliğiyle, otoritesiyle ve duruşu ile birçok dergi ve gazeteye konu olmuş, herkes tarafından övgüyle methedilmiştir.

Sakine Cansız: Yaşamım hep kavga...

PKK’nin ilk kurucularından Sakine Cansız (Sara), kadın hareketi çalışmalarında görev ve sorumluluklarını yerine getirmede büyük bir emeğin sahibi olmuştur. Sakine, 40 yıllık uzun soluklu bir mücadele sürecinde ömrünü ezilen halkların kurtuluşuna, kadınların özgürlüğüne, insan olmanın hakikatine, dağlara, kavgaya adamış direngen ve inatçı bir kadındı. Diyarbakır Zindanı’nda işkenceci Esat Oktay’ın suratına tüküren Sakine, ilk siyasi savunma yapan kadındır. “Yaşamı Hep Kavga” olan Sakine, son nefesine kadar da inandığı değerler uğruna kavgasını sürdürdü.

Leyla Qasim: Ben cellattan merhamet ve af dilemem

Kürt kadınlarının tarihsel süreçlerde ortaya koyduğu sözler de Kürt halkının ve kadınlarının direnişinin nasıl bugüne geldiğini apaçık ortaya koyuyor. Bu kadınlardan biri de Gülnaz’dır. 1927 yılında başlayan Ağrı Ayaklanması’na katılan Gülnaz, ayaklanmadan sonra tutuklanarak Muş Cezaevi’ne konulur. Gülnaz’ın önüne katledilen oğlu ve eşinin kesik başları getirilir. Gülnaz oğlunun kesik başını eline alarak şöyle der: “Bu benim tosunumdur, buna ben bugün için süt verdim. Eğer Kürdistan davası uğruna bu suretle ölümünü görmeseydim, sütümü kendisine haram ederdim.”

Kürt kadınının özgürlük sembolü, cesaretin ve kahramanlığın adı Leyla Qasım, darağacına götürülen ilk Kürt kadınıdır. 13 Mayıs 1974’te darağacına götürülürken şöyle der: “Ben, halkımla ve mensubu olmakla şeref duyduğum partimin mücadelesiyle gurur duyuyorum. Tek isteğim, bana verilen görevi başaramadığım için Allah’ın beni affetmesidir. Ben ölüme hazırım. Bir cellattan merhamet ve af dilemem.”

İlk Kadın Komutan: Hanım Yaverkaya

Hanım Yaverkaya’nın öz geçmişi “Kadın Ordulaşması” kitabında şu sözlerle yer alır: “Hilvan direnişinde aktif bir biçimde yer alan bir ailenin kızıdır. Beyrut-Şam evlerinde yoğunlaştırılır. Okuma-yazmayı parti saflarında öğrenir ve kendisini ideolojik bilinç düzeyinde oldukça geliştirir. Girdiği bir silahlı çatışmada yaşamını yitirir. Çatışmada gösterdiği direniş, halk üzerinde büyük etki yaratır. Savaş yönü güçlü, inisiyatifli bir Kürt kadınıdır. Kadının savaşamayacağına dair yargıların hakim olduğu bir süreçte, erkeklere de komutanlık yapmış olması onun özgünlüğünü açığa çıkardığı gibi kadın karşısındaki yargıların gerçekdışılığını da kanıtlamıştır.”

Gülnaz Karataş:Teslimiyete asla!

Kürt kadının özgürlük tarihinde direniş geleneğinin oluşmasında tarihi bir rol oynayan Gülnaz Karataş (Bêrîtan Hêvî), 25 Ekim 1992 senesinde Xaxûrkê’de KDP pêşmergeleri ile son mermisine kadar savaştı. Kürt gericiliğine karşı teslim olmayı seçmeyecek kadar yiğit olan Bêrîtan, “Teslimiyete asla” ruhunu kuşanarak 25 Ekim ruhunu içselleştirdi. Pêşmergelerin, “Teslim ol, bir şey yapmayacağız. Biz de Kürdüz” demelerine rağmen, “Kürt gericiliğine teslim olmam” dedi. Ardından kayalardan kendini aşağıya atan Bêrîtan bir özgürlük çizgisinin yaratıcısı oldu.

Zeynep Kınacı: Anlamlı bir yaşamın sahibi olmak istiyorum

Kürtlerin tarihinde dönüm noktalarından biri olarak değerlendirilen PKK’li Zeynep Kınacı’nın (Zilan) Dersim merkezde düzenlediği eylemde yaşamını yitirmesinin üzerinden 20 yıl geçti. Arkasından bıraktığı mektupta, “Yaşam iddiam çok büyük. Anlamlı bir yaşamın ve büyük bir eylemin sahibi olmak istiyorum. Yaşamı ve insanları çok sevdiğim için bu eylemi gerçekleştirmek istiyorum. Kürt kadınının sembolü olmak istiyorum” diyerek, tarihe not düştü. Zilan’ın eylemi asker ve polisler üzerinde büyük psikolojik baskı oluştururken, PKK Lideri Abdullah Öcalan, onun hakkında “Zilan yaptığı eylem ile beni aştı. Bundan sonra ancak Zilan’ın militanı ve takipçisi olabilirim” demişti.

Sema Yüce ateşten köprü oldu

Direnişin vücut bulmuş haliydi Sema Yüce. Zekiye’nin, Rahşan’ın, Berivan’ın, Ronahi’nin ve Zilan’ın izini sürdü. Yaşamı aydınlatmak için ateşten bir köprü oldu yüreği, bedeni ve bilinci. Çanakkale Cezaevi’nde 21 Mart 1998 yılında gerçekleştirdiği eylem ile ağır yaralı halde hastaneye kaldırılan Sema Yüce, 17 Haziran 1998’de ardında Semalaşan kadınlar bırakarak hayata gözlerini yumdu. Sema bedenini ateşe vermeden önce yazdığı mektupta eyleminin gereğini şu sözlerle açıklıyor: “Beynimi, yüreğimi ve bedenimi 8 Mart’tan 21 Mart’a ulaşan ateşten bir köprü yapmak istiyorum. Kadınlar, küllenen Kürt ateşinin kıvılcımlarıdırlar. Küllerinden yeniden doğmayı başaran, bunun kıvılcımı olan her kadın, özgür Kürdistan’ın dokuyucusu olacaktır.”

Viyan: Bedelsiz özgürlük olmaz

Leyla Weli Hüseyin (Viyan Soran), YJA-Star komutanlığı yaptığı Haftanin alanında 2006 yılında Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a uygulanan komplo ve tecrit karşısında bedenini ateşe verdi. Eyleminin ardından Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a bir mektup bırakan Viyan, “Bedel verilmeden özgürlük olmaz” demişti. 1997 yılında PKK’ye katılarak özgürlük mücadelesinde toplum gerçekliği, kadın, tarihi konularında derinleşen Viyan, mücadele içinde moralli ve bilinçli duruşuyla tanınıyordu.  

Tarih an’da gizli an tarihte...

Tarihteki Kürt kadın direnişini devralan Kürt kadınlarının son 40 yıllık mücadelesine bakarsak, Sakineleri, Bêrîtanları, Zilanları, Semaları, Viyanları, Arînleri, Gulanları, Sêvêleri, Pakizeleri, Fatmaları görebiliriz. Kürt kadınları mücadeleye ilk nasıl başladı ve şu an mücadeleye nasıl devam ediyor üzerinden son 40 yılı incelemekte fayda var. ‘Kürtlerin 29. İsyanı’ olarak yorumlanan PKK, “Kadınlar özgür değilse toplum da özgür değildir” diyerek, kadın özgürlüğünü mücadelesinin esası haline getirdi.

İlk örgütlenme

1986 yılında gerçekleştirilen PKK’nin III. Kongresi’nde PKK’nin cephe örgütlenmesi olan ERNK’ye bağlı YJWK 1987 yılının Kasım ayında kurulur. 1993’te gerilla güçleri içerisinde ilk özgün kadın birliklerinin oluşumuyla kadın ordulaşmasına giriş yapılmıştır. Bu temelde 1995’te I. Kürdistan Kadın Özgürlük Kongresinde YAJK (Yekîtiya Azadiya Jinên Kurdistan) adıyla birlik örgütlemesine gidilmiştir. 8 Mart 1998’de Kadın Kurtuluş İdeolojisiyle kadın öncülüğünde sosyal devrimin temel ilkeleri belirlenmiştir. Kadın Kurtuluş İdeolojisi’nin pratikleştirilmesi amacıyla 8 Mart 1999’da PJKK’nin kuruluşuyla kadın partileşmesine gidilmiştir. PJKK daha sonra adını değiştirmiş, örgütlenme ve mücadele perspektifini daha da genişletmeyi esas almıştır. Buna bağlı olarak Kürdistan Kadın Özgürlük Hareketi 2000’de PJA örgütlenmesiyle evrensel sorumluluğu üstlenerek, Kürt kadın deneyimlerini diğer halkların kadınlarıyla paylaşmaya özen göstermiştir. 2004’te PAJK (Partiya Azadiya Jin a Kurdistan) ile kadın partisi örgütlenmesini daha da genişleterek Kürt Özgürlük Hareketi’nin çeşitli örgütlenme alanlarında yer alan kadın gücünün çatı partisi rolünü üstlenmiştir.

Meşru savunma örgütlendi

Ancak mücadelenin gelişmesi ve örgütlenmenin daha da derinleşmesiyle aydınlama ve kadın rönesansının yaşandığı Kürdistan’da partiyi aşan, daha esnek ve kapsamlı, konfederal bir kadın örgütlenmesi ihtiyacı açığa çıkmıştır. Bu nedenle 20 Nisan 2005’te dört parça Kürdistan’ın yanı sıra, yurtdışındaki kadınların örgütlülüğünü kapsayan Yüce Kadınlar Topluluğu (KJB) çatı oluşumuyla kadınların konfederal örgütlenmesinin kuruluşuna gidilmiştir. KJB’nin örgütlenme modeli ideolojik örgütlenme, kitle örgütlenmeleri ve demokratik dönüşüm stratejisi ile birlikte meşru savunma alanlarının örgütlenmesinden oluşmaktadır. İdeolojik alanda PAJK, kitlesel alanda YJA, meşru savunma alanında ise YJA Star ve genç kadınlar örgütlülüklerini kapsamaktadır.



Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, halklara ve inançlara saldıran, nefret suçu ve cinsiyetçi söylemler içeren, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Editörün Seçtikleri

Video Galeri

Arşiv

Özgür Gündem Birinci Sayfa

“Binevş”

Cümle Alem

Qırıx


Okurlarla Başbaşa


Medya Diyalog


“Özgür