Barlas’tan Erdoğan’a ‘Kes artık!’

Barlas’tan Erdoğan’a ‘Kes artık!’

Muhittin CEMİL Ender KARADENİZ

Vay, vay, vay....

Sabah Gazetesi’nin “paşası” Mehmet Barlas’a da vay, vay...

AKP otobüsünden inip, girilen çıkmaz yoldan “yaya” olarak dönmeye hazırlanan bir hava seziyoruz. Tehlikeyi görmüş ve  “Ekonomideki durgunluk kriz beklentisini körüklüyor” başlığı altında şöyle yazmış:”

“Gerek global dalgalanmalar, gerekse Türkiye’yi etkisine alan yerel ve bölgesel gelişmeler, ekonomimizi ciddi bir dönüm noktasına getirmiş durumda. Çeşitli alanlarda faaliyet gösteren girişimcilerle konuştuğunuz zaman, bunların bir krizin endişesi ve hatta bunalımı içinde bulunduklarını hissedebiliyorsunuz.

Tekstilden inşaata, dış müteahhitlikten turizme ve diğer alanlara yansıyan bir ciddi talep düşüşü var.

Kimse yarını kesin olarak göremiyor.”

Belli ki “başyazar” AKP’nin “yarınından” artık emin değil. O nedenle “isim vermeden” “Polemiklerin feriştahı” Erdoğan’ın, bir kere daha yanağından bir makas alarak şöyle diyor:

“Özellikle ülkeyi yönetenlerin polemiklerden uzak durup, geleceğe dönük olarak somut verilerle topluma güven vermeleri halinde, toplumun ruh hali rahatlayacaktır.”

“Dilerim siyaseti kavga ve gerginlik mesleği olarak görenlerin sayıları azalır...”

“Siyaseti kavga ve gerginlik mesleği olarak gören” kim?

Bildiniz. Erdoğan.

“Sayıları azalsın” dediğine göre, en başta Erdoğan “sahneden çekilsin” demiş oluyor, değil mi?

Öyle...

Şamil Tayyar Azrail’i görmüş

Haberi okuyalım:

AKP’li vekil Şamil Tayyar, AYM’nin “hukuk iğfali” yaptığını ileri sürerek, savcılara ‘Bu kararda imzası olan 12 üyeyle ilgili anayasal rejimi ortadan kaldırmaya yönelik darbe teşebbüsü iddiasıyla haklarında soruşturma açılmalı’ çağrısında bulundu.

Tayyar, tutuklu polislere tahliye kararı verdikleri için tutuklanıp hapse atılan iki hakimi de örnek gösterdi.”

Sizce bu mahluk kabadayılık mı yapıyor?

Hayır.

Ödü patlamış. Er ya da geç, Erdoğan ve etrafında kendisi gibi yer alanların Anayasa Mahkemesi’nde “yargılanacaklarını” artık anladı. İki gazeteciyi “tahliye” ettiği için, Anayasa Mahkemesi üyelerinin “darbe” teşebbüsünde bulunduğunu söylerken, Erdoğan diktasına karşı, bir “devlet darbesinin” adım adım yaklaşmasından duyduğu korkuyu yansıtıyor.

Nitekim, Mehmet Barlas’ın oğlu Cemil Barlas da attığı twitte şöyle diyor:

“Türkiye’de askeri darbe dönemi çoktan geçti.. ama bu sandık dışı başka kalkışmalar olmayacak demek değil.”

Ateş bacayı sarar, korku dağları bekler.

Korku’nun ecele faydası, Azrail’in ölene zararı olmaz...

Dresden ve Cizre

Cengiz Çandar’ın dünkü yazısı Cizre Katliamı’nı ve yıkımını en görmez gözlere, en duymaz kulaklara, en ebleh akıllara şimdiye kadar hiç kimsenin başaramadığı ustalık ve duyarlılıkta anlattı.

Onun bu anlatımının önemli bir kısmı da, Hacer Kamer’e ait. Onun izlenimleri BBC’nin Türkçe yayınında yayınlandı.

Çandar 1945 yılında ABD’nin “askeri hedef” olmayan Dresden kentini bombalayarak yıktığıını, resimlerle gösteriyor. Sonra Cizre’den resimleri aktarıyor. Ve soruyor: “Kamu düzeni”nini Cizre’yi Dresden’e çevirme dışında başka türlü sağlamanın yolu yok muydu?

Sonra ikinci soruyu soruyor: “Bu görüntülerin sorumlularının yalnızca ‘sandıkta’ hesap vereceğini mi sanıyorsunuz?”

Bu son soru, Hüseyin Gülerce’nin korkuyla mırıldandığı “Washington’da turuncu devrim lafları ediliyor” diyerek yazdığı yazıyı doğruluyor.

Ve şu sırada ABD’de “savaş suçları” ile ilgili bir “mahkemenin” kuruluş hazırlıkları yapılıyor.

Suriye’deki savaşta işlenen suçlar elbette “sınır” tanımadı. Cizre’de, Silopi’de ve Sur’da Çandar’ın yazısında ve Hacer Kamer’in izlenimlerinde “kanıtlarıyla” gözler önüne serildi.

Çandar’ı ve Kamer’i selamlıyoruz.

Alametler belirdi

Ne demiştik? ABD’de Suriye’de işlenen “savaş suçlarıyla” ilgili bir mahkeme kurma girişimi var demiştik. Değil mi?

O halde şimdi de, şu haberi okuyalım:

“ABD Dışişleri’nin Mart 2016 tarihli Uluslararası Narkotik Kontrol Stratejisi Raporu, Türkiye’nin Suriye sınırı üzerinden petrol, rehine ve tarihi eser kaçakçılığıyla terörizmin finanse edilmeye devam ettiğini, bunu önlemek için Ankara’nın güçlü önlemler alması gerektiğini belirtti.

Terörizmin finansmanının Türkiye sınırından Suriye’ye nakit akışı şeklinde olduğu, Türkiye’nin kâr amacı gütmeyen örgütlenmelerinin de terör finansmanına açık olduğu aktarıldığı raporda “Kara para aklama yöntemlerinin başında sınırda kuryelerle büyük çaplı nakit para kaçakçılığı, ülke içine ve dışına para transferleri, ticari yolsuzluk ve emlak, altın, lüks otomobil alımı geliyor. Bunlarla mücadele için Türkiye’nin soruşturma gücü, kurumlararası işbirliği, polis kapasitesi, izleme ve ulaşma kabiliyeti “zayıf ve yetersiz” denildi”

Bildiğiniz gibi, daha önce de “Til Abyad’a saldıran IŞİD teröristleri Türkiye sınırından, Türk ordusunun yardımıyla girdi” şeklinde Moskova’dan resmi bir açıklama yapılmıştı. Son haber ise şu:

“Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mikhail Bogdanov, yaptığı açıklamalarda, “Bildiğim kadarıyla Türkiye tarafından ihlaller gerçekleşiyor. Kürtlere ateş açılıyor. Tüm bunlar görüşülüyor. Bugün Cenevre’de Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile Birleşmiş Milletler Suriye Özel Temsilcisi Stephan De Mistura bir araya gelecek. Bu görüşmede bu konunun görüşülmesi planlanıyor” ifadelerini kullandı

Kuto dedi ki, “Yarın Savaş Suçları Mahkemesi gerekli kararı aldığı zaman, bakalım Erdoğan yine ‘Bu mahkemenin kararlarını tanımiyem’ diyebilecek mi?”



Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, halklara ve inançlara saldıran, nefret suçu ve cinsiyetçi söylemler içeren, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Editörün Seçtikleri

Video Galeri

Arşiv

Özgür Gündem Birinci Sayfa

“Binevş”

Cümle Alem

Qırıx


Okurlarla Başbaşa


Medya Diyalog


“Özgür