Rojava’dan Bakur’a DiRENiŞ SÜRÜYOR

Rojava’dan Bakur’a DiRENiŞ SÜRÜYOR

Rojava’da çetelere karşı fedai eylem gerçekleştiren Arîn Mîrkan’dan, Meryem Kobanê’ye, Kuzey Kürdistan’da özyönetim alanlarında yaşamanın direnmek olduğunu söyleyen Sêvê Demir’e kadar kadınların erkek egemen zihneyete karşı direnişi sürüyor

JINHA - Sakinelerden Sêvêlere, Ekinlerden Pakizelere, Arînlerden Slavlara, Ivanalardan Gulanlara, bir direniş hikayesidir Kürt kadınının mücadelesi. Rojava’dan Kuzey Kürdistan’a erkek egemen sisteme karşı direnen kadınlar tüm dünya kadınlarına bir direniş geleneği de yaratıyor. DAİŞ şahsında tüm egemen güçlere karşı ağır bedeller vererek direnen Rojavalı kadınlar, tüm dünya kadınlarına yeni yaşam umudu yarattı.

Bu bir kadın devrimidir

Tüm baskılara karşı Rojava Kürtleri, 19 Temmuz 2012’de demokratik özerklik temelinde inşa çalışması başlattı. Bir yandan insanlık için onur savaşı yürüten bir yandan da kendi inşa çalışmasını sürdüren Rojavalı Kürtler, devrim sürecinde kadın direnişi ile ön plana çıktı. Kadınlar YPJ, HPC ve QSD gibi savunma güçlerinde yer alırken aynı zamanda asayiş, halk meclisleri, kooperatifler, kadın vakıfları, kadın komünleri, mahkemeler, halk evleri, kültür sanat evleri, gençlik evleri, kadın bakanlıkları, kadın akademileri gibi bir çok kurumlaşmalara da gitti. Ermeni, Asuri, Arap ve Süryani halklarının da yer aldığı bu kurumlarda adım adım inşa çalışmaları başladı. Kadınlar öncülüğünde oluşturulan bu sistem dünyada “Rojava Devrimi kadın devrimidir” diye yankılandı.

Kobanê’de kadın direnişi

Federal Kürdistan Bölgesi’ne bağlı Şengal’in ardından Kobanê’ye saldıran çeteler burada kadınların direnişine çarptı. Bu günlere YPJ Komutanı Meryem Kobanê’nin sözleri damgasını vurmuştu: “Eğer Kobanê düşseydi, Kürdistan’ın kalbi düşmüş oluyordu. Bu Önderliğin sözüdür; ‘Düşürülmüşlüğün en yoğun olduğu yerde direniş başlar.’ Kobanê’nin kızları şahsında büyük kadın direnişine tanıklık ettik.”

Mevzisini terk etmedi

Mevzilerde çetelere karşı zılgıtlarıyla direnen kadınlar umutlarını kaybetmeyerek direnişlerine devam etmişti. YPJ Komutanı Gulan Batman, defalarca yaralanmasına rağmen mevzisini terk etmemiş, tedavi olmayı reddetmişti. Gulan, ikinci kez yaralanması nedeniyle yaşamını yitirmişti.

Kobanê sokaklarında Viyan’ın sesi

YPJ savaşçısı Viyan Peyman’ı da güzel sesiyle tanıdı herkes. Viyan, elinde tuttuğu silahı ile harabeye dönen Kobanê sokaklarında yürürken seslendirdiği ağıtlarla hafızalara kazındı. 6 Nisan tarihinde çetelere karşı mücadelede yaşamını yitiren Viyan Peyman da çeteleri “İnsanlıktan nasibini almamışlar” diye tanımlıyordu. Rojava Devrimi’nde İvanalaran Sibellere direniş örneklerini çoğaltmak mümkün. Dünyanın birçok ülkesinden insanlar direnişe katıldı, direniş enternasyolist bir güce dönüştü.

Rojava’dan Bakur’a

Eril zihniyetin tüm baskı politikalarına karşı Kuzey Kürdistanlı kadınlar da, tarihten aldıkları kadın direniş geleneğini günümüze kadar sürdürdü. Sakinelerin, Beritanların, Zilanların, Semaların 40 yılda yarattığı direniş geleneği bugün özyönetim alanlarında tüm insanlık dışı saldırılara rağmen Ekinler, Sêvêler, Pakizeler, Fatmalar, Yaseminler, Tubalar, Hidayetlerle devam etti.

‘Ancak ölüm buradan çıkar’

YPS-Jin üyesi Hidayet Taştamur (Asya), Şirnex’te 5 Şubat günü girdiği çatışmada yaralanarak yaşamını yitirdi. Asya’nın büyük bir direniş gücüyle savaştığını söyleyen arkadaşları şunları belirtmişti: “Asya şehit düşmeden önce yaşlı bir amca sordu, ‘Sende mi kaçacaksın’ diye. Asya da gülerek, Benim ancak ölü bedenim buradan çıkar, demişti.”

Kadınlar direnişe kalkmalı

Abluka altına alınan Cizîr’de ikinci vahşet bodrumunda katledilen Yasemin Çıkmaz, “Anne bu hakikat yoludur, arkadaşlarıma sırtımı dönemem” diyerek katılmıştı direnişe. Yasemin, sokağa çıkma yasağının 16. gününde Jinha mikrofonlarına konuşurken “Rojava Devrimi’ni kadınlar yaptı, Kobanê’de kadınlar en ön cephedeydiler, ben de bir kadın olarak buradaki direniş içerisinde mücadelemi vermek istedim. Bütün kadınlar ayağa kalkmalı büyük bir direnişle bu sürece katılmalılar.”

Özyönetim direnişi sürüyor

Cizîr’de vahşet bodrumlarında katledilenlerden biri olan üniversite öğrencisi Güler Eroğlu, ailesine gönderdiği ses kaydında “İlk defa bu kadar özgür olduğumu hissettim” demişti. Aynı katliamda yaşamını yitiren Nursel Dalmış’ın ise “Ben şehit olarak ölmek istiyorum” olmuştu son sözleri. Bugün özyönetim alanlarında katledilen kadınların direniş mirasını devralan kadınlar özyönetimi inşa etmeye devam ediyor.

Direnişin sembolü Arîn

5 Ekim 2015 yılında Miştenur Tepesi’nde tecavüzcü DAİŞ çetelerine karşı fedai eylem gerçekleştiren YPJ Komutanı Arîn Mîrkan, eylemiyle tüm dünyanın dikkatini Kobanê direnişine çekti. Arîn’in eyleminden sonra açıklama yapan YPJ/YPG güçleri, “Tüm YPG ve YPJ savaşçıları gerekirse Arînleşecek, fakat Kobanê’ye yönelik bu çete saldırılarının amacına ulaşmasına izin verilmeyecektir” demişti.

Boyun eğmediler

Tarih 4 Ocak 2016’yı gösterdiğinde Kürdistan halkının özyönetim ilanlarına karşılık verilen sıkıyönetim uygulamalarının sürdürüldüğü ve tanklarla, toplarla halkın üzerine ateş açıldığı, ablukanın yoğun olarak yaşandığı Silopiya’da Kürt kadın siyasetçileri Sêvê Demir, Pakize Nayır ve Fatma Uyar katledildi. “Yaşamak direnmektir” diyen Sêvê’den, “Erkeklere boyun eğmeyin” diyen Fatma’ya ve “Botan kazanırsa insanlık kazanacak” diyen Pakize’ye kadar kadınlar asla erkek egemen sisteme boyun eğmedi.

Çilem’den Nevin’e özsavunma yayılıyor

Kadınlar artık başkaldırıyor

Rojava’da faşist çetelere karşı özgücüyle savunmalarını geliştiren kadınlar Batı’daki kadınlara umut oluyor. Özsavunma, kadınların genelde en yakınlarındaki erkeklerin şiddetine maruz kaldıklarında gösterdiği bir tepki iken, bu öfkenin ve başkaldırının örgütlü biçimlerini de gün geçtikçe artarak görüyoruz. Kendisine tecavüz eden erkeği öldürdüğü için müebbetle yargılanan Nevin’in keskin bakışları her şeyi özetler nitelikte.

Öldürmeselerdi öleceklerdi

Nevin Yıldırım Isparta’nın Yalvaç ilçesi Koruyaka Köyü’nde 29 Ağustos 2012 günü kendisine silah zoruyla tecavüz eden 35 yaşındaki Nurettin Gider’i öldürmüştü. Adana’da kendisine sürekli şiddet uygulayan eski eşi Hasan Karabulut’u 14 Temmuz 2015 günü tabancayla vurarak öldüren Çilem Doğan ise, kendisine ‘Neden öldürdünüz?’ diye soran gazetecilere, “Hep mi kadınlar ölecek. Biraz da erkekler ölsün!” demişti. Yasemin Çakal ise, 10 Temmuz 2014’te uzun süredir sistematik bir şekilde şiddet gördüğü kocasını kendisini korumak için öldürdü.

Özsavunma ile direndi

Amed’in Eğil ilçesindeki bir köyde yaşayan 19 yaşındaki Demet Y., kendisini bekar olarak tanıtan ancak daha sonra evli olduğunu öğrendiği Zeki Ç.’den ayrılmak isteyince tecavüz ve öldürülmekle tehdit edildi. Şantajla buluşmaya zorlanan Demet, kendisine tecavüz etmeye çalışan erkekten, onu bıçakla yaralayarak kurtuldu. Demet tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Kampüs Cadıları özsavunmada

24 Kasım’da üniversiteli kadınlar tacize, tecavüze ve erkek şiddetine karşı İstanbul Teknik Üniversitesi Ayazağa Kampüsü’nde eylemdeydi. Sloganlarıyla tacizci öğrencileri, akademisyenleri, ÖGB ve polisi üniversitelerinde istemediklerini haykırdılar ve erkek şiddetiyle hayatlarının her alanında karşılaşan kadınlara “tacize karşı özsavunma!” dediler.  Erkek şiddetine karşı özsavunma eğitimleri yapan Kampüs Cadıları, üniversiteli kadınları dayanışma ağını büyütmeye, özsavunma için eğitimlere katılmaya çağırdı. Üniversiteli genç kadınların oluşturduğu bir topluluk olan Kampüs Cadıları, her geçen gün artan kadın cinayetlerine, kadına yönelik şiddete karşı çoğu üniversitede “özsavunma” eğitimleri başlattı. Dicle Üniversitesi’nden, ODTÜ’ye birçok üniversite de kadınların özsavunma şiarı hem pratikle hem de eğitimlerle yaygınlaştı.



↳Son Güncelleme: 05 Mart 2016 09:13

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, halklara ve inançlara saldıran, nefret suçu ve cinsiyetçi söylemler içeren, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Editörün Seçtikleri

Video Galeri

Arşiv

Özgür Gündem Birinci Sayfa

“Binevş”

Cümle Alem

Qırıx


Okurlarla Başbaşa


Medya Diyalog


“Özgür