‘Defter kapanmadı yeni açılıyor...’

‘Defter kapanmadı yeni açılıyor...’

Muhittin CEMİL Ender KARADENİZ

Kuto, heyecanla Medya Diyalog odasına daldı.

“İki generalin konuşmasını dinlemişim, emekli mi muvazzaf mı bilmiyem...”

Hemen orada tuttuğu notları masaya koydu:

“Bu AKP’lilerin başı belada, şeylerini unutmuşlar helada” derken yerinde duramıyor.

Metni yüksek sesle okuduk. Siz de okuyun:

(İki kişi kahkahalarla gülüyorlar)

General A: Bunlar Yargıtay kararı ile Ergenekon komplosundaki sorumluluktan yırtacaklarını sanıyorlar...

General B: ‘Aldatıldım’ diyerek işin içinden çıktığını sananın aklına şaşarım. O kadar kolay mı?

General A: Bize karşı komplo ABD Başkanı Bush’un marifetiydi, Irak’a girme konusunda sorumluluğu hükümete yıkma çabamızı cezalandırma kararı verdi. Açıkça ‘TSK üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmedi’ demişti. Komplo’yu devlet içinde örgütlü Gülen Cemaati ve Başbakan Erdoğan vasıtasıyla örgütlediler...

General B: Obama ‘Arap Baharı’ patlayınca uyandı. TSK’nın zayıflatılmasının NATO için zararlı olduğunu anladı... Bunlar da şimdi baktılar ki Ortadoğu savaşında pabuç pahalı, işin içinden sıyrılmaya çalışıyorlar... Sanıyorlar ki, Erdoğan’ın Harp Akademileri’nde ‘aldatıldım’ demesi ve Yargıtay’ın davayı çökertmesiyle işin içinden sıyrılacaklar...

(Yeniden gülme sesleri)

General A: Hele şu Cemaat tasfiyesi bitsin, hele şu sınırdaki Kürt şehirlerini yıkma işi tamamlansın, dünyanın kaç bucak olduğunu bizimkiler bunlara gösterecek...

General B: Evet, Yargıtay davayı kapatacak, ama defter asıl şimdi açılıyor...

Kuto’nun bu istihbaratı, bundan bir hafta önceye aitti.

Kimse ciddiye almamıştı. Generallerin ne ismi vardı, ne konuşmanın nerede yapıldığı metinde yer almıştı. Yani 5 n+1 k’nın yanıtları yoktu.

Dün Kuto bir e-mail iletisi gönderdi. Haberinin neden yayınlanmadığını soruyordu. Ve ardından, bir gazete haberini metne eklemişti. Hürriyet’in Kelebek ekinde Çınar Oskay imzalı röportajdan birkaç alıntı yapmıştı:

“13. Ağır Ceza Mahkemesi yargılansın’ dedim. En büyük isteğim.  

 En büyük isteğiniz komplocuların yargılanması mı?

- Tabii, kim kaldı, kim kaçtı bilmiyoruz ama bu bizim için öncelik. Bu defter o zaman kapanır.

Defter kapanmadı yani...

- Kesinlikle hayır! Daha yeni açılıyor!

(Yargılanacak komplocularla ilgili dolaylı soru üzerine):

Komploları planlayan ve icra eden asıl aktör; Cemaat. Ama özellikle 2007-2011 arasında siyasi iktidarın bu komplolara destek verdiği ortada. Sayın Erdoğan’ın kendi sözü var: “Ne istediler de vermedik...”

“Biz aldatıldık” ibarelerini ise ‘siyasi sorumluluk’ olarak görürüm.

“Amerika’nın da bu işte parmağı var” demiştiniz...

- George W. Bush hükümetinin bazı organlarının yardımcı olduğu kanaatindeyim. Fakat Obama hükümetinin daha mesafeli durduğunu, hatta Türk Silahlı Kuvvetleri’nin zayıflatılmasının sonuçlarını gördükten sonra karşı olduğu düşüncesini taşıyorum...”

Kuto’nun “iki paşa” haberinin bütün unsurları bu röportajla doğrulanmış oluyordu.

Kuto şu yorumu da yazmıştı: “Defter yeni açılıyor” demek, er ya da geç AKP’nin defteri dürülecek demek anlamına geliy.”

Şey... Kuto’nun alıntı yaptığı bütün cümleler, eski Genelkurmay Başkanı, Em.Org. İlker Başbuğ’a aittir... 24 Nisan 2016 tarihini taşımaktadır.

Zırva tevil götürmez

Binali Yıldırım, Erdoğan ve kendi oğlunun “sektörünü” sevk ve idare etmekle görevli bir Bakan. Onun iddiasına göre, kendi oğluna ve Erdoğan’ın oğluna, Allah “yürü ya kulum” değil de “yüz ya kulum” demişmiş, onlar da “gemiciklerini” yüzdürmüşlermiş.

Şu sıralar Binali adındaki Bakan, “Başbakan” olmaya hazırlanıyor. Eğer olursa, bilin ki, Başkan’ın ve Başbakan’ın oğulları, Türkiye’ye Osmanlı’nın Barbaros Hayrettin dönemini yaşatacaklar, dünyanın bütün denizlerinde Türk bayrağını dalgalandıracaklar.

Her neyse, geçen gün bu Binali birden bire “zırvaladı.” Şöyle konuştu:

“Yapılan eleştirilerin hepsinin tamamen zırva olduğu, yok diktatörlük olacakmış, bunun da zırva olduğu ortaya çıkacak. Başkanlık sistemiyle belediye bakanlığının farkı yok. Ödemiş’in Başkanı Mahmut Badem, Türkiye’nin başkanı Recep Tayyip Erdoğan.”

Bu satırları okuyan Sur’lu Melle, “essah mı bre oxlim?” deyiverdi.

“Eğer Belediye Başkanı ile TC Başkanı aynı şeyse, böyle başkanlık rejimi baş göz üstüne... Allah hakkı için aha o zaman Amerikan rejimi gibi bir rejimimiz olur ki, Kürdistan Eyaleti, Belediye Başkanı ile TC Devlet Başkanı yetkileri bölüşür, sen sağ biz selamet öyle birlikte yaşar gideriz...”

Bunu dedikten sonra Melle devam etti:

“Lakin bu Binali’ninki zırva. Zırva da tevil götürmüyor... Baksanıza, Ödemiş Belediye Reisi Badem ile TC’nin başı Tayyip Erdoğan aynı şeymiş... Belki Ödemiş’in Reisi öyledir ama, bizim reislerin durumu hiç de öyle gözükmüyor.”

Sonra cebinden bir kağıt çıkardı ve DBP Hukukçusu Av. Feride Laçin’in açıklamasını okudu:

“Savaştan sonra DBP’ye bağlı 31 belediye başkanı gözaltına alındı. 29 belediye başkanı da görevinden uzaklaştırıldı. 4 belediye meclis üyesi de tutuklandı. 7 belediyenin aracına el konuldu. 54 belediye çalışanı tutuklandı. Belediyelerin çalışmaları tamamiyle durduruldu. Başsavcılık, belediye başkanlarının müebbet hapis cezasına çaptırılmasını talep ediyor.”

Aynı konuşmada bu “gizli Başbakan” şöyle demiş: “Millete karşı dürüst olalım, doğruları söyleyelim.”

Söylesene... demişi geç, Sur’a, Cizre’ye, Nusaybin’e gel...

Psikolojik savaş ajanı palavraya devam ediyor

Bu Abdülkadir Selvi, Hürriyet’in AKP’ye karşı olan okurlarını kandırmaya devam ediyor. “Devlet içinde müthiş bir uyum varmış.” Öyle yazıyor. Oysa her gün AKP zirvesindeki “çatlak” hakkında yeni bir haber duyuluyor. Daha dün bir AKP’li gazeteci, “Artık Davutoğlu ile yürünemez” dediği için değil, “çatlağı” açığa vurduğu için Star’dan kovuldu. Çömlek çatlamış, çatlaktan irinli sular sızıyor.

Abdülkadir Selvi şöyle yazmış:  “Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘PKK’yı yendik’ dedi. Devlet, moral üstünlüğüne sahip.”

Nasıl yenmekmiş öyle, nasıl bir moral üstünlüğüymüş?

Hasan Cemal şöyle yazdı:

“İlker Başbuğ Paşa, eski Genelkurmay Başkanı yakınıyor, dağın yolu bir türlü kapatılamıyor, PKK’ya katılım önlenemiyor diye... Pazar günü Hürriyet’te Çınar Oskay’a şunları söylemiş: “Terörün kökünü kazırım” filan, bunlar hamaset. Sıfırlamak, terörle mücadelenin kitabında yok, marjinalize edeceksiniz. Nasıl? Ben birilerini etkisiz hale getiriyorken, o gün örgüte 100 kişi katılıyorsa, bu fasit dairedir. Örgütün silahlı gücü beş-altı bin kişidir. Biz 30 bin kişiyi etkisiz hale getirmişiz. Yani beş kere örgütü bitirmişim. Ama gene var. Ee kardeşim, katılımı önlemiyorsun!”



Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, halklara ve inançlara saldıran, nefret suçu ve cinsiyetçi söylemler içeren, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Editörün Seçtikleri

Video Galeri

Arşiv

Özgür Gündem Birinci Sayfa

“Binevş”

Cümle Alem

Qırıx


Okurlarla Başbaşa


Medya Diyalog


“Özgür