Saray düğününün perde arkası: Ne kadar kan, o kadar kazanç

Saray düğününün perde arkası: Ne kadar kan, o kadar kazanç

Muhittin CEMİL Ender KARADENİZ

Çatışmalar, çelişkiler, çekişmeler, her zaman gerçeğin içine tıkıldığı çuvalı deler. Çünkü mızrak çuvala sığmaz. Gerçek de bu delikten dökülür.

Bu cümle giriş cümlesi. Konumuza gelelim:

Endüstriel-askeri kompleks nedir?

Silah sanayi patronlarıyla, tekellerle, militarist kliğin ve siyasi elitin, kişiler bazında gayr-ı resmi birliğidir. İç içe geçmesidir. Bunlar “yakın aile dostlukları” ve “evlilikle kurulan aile birlikleri”ne dönüşür. Emperyalist ülkelerdeki “oligarşik” çekirdek bunlardan oluşur.

Türkiye de bir emperyalist ülkedir. Büyüklerden farkı, küresel olamayışı, bölgesel olmak zorunda kalmasıdır.

Türk ordusu OYAK temelinde tekellerle organik olarak, dolaysız bir biçimde bağlanmıştır. Sivil kapitalizm alanındaki bu bağ, uzunca bir süredir inşa edilen “askeri sanayi tekelleriyle” kurulan bağlarla güçlenmektedir. Bu bağlar siyasi elitle yani Saray’la “aile birliğine” dönüşmüştür.

Bu paragraflar da, gelişme paragraflarıdır.

Sonuca yaklaşmaktayız:

Erdoğan’ın kızı kimle evlendi?

Özdemir Bayraktar’ın oğlu ile.

Özdemir Bayraktar kimdir? Vikipedi’ye bakalım:

“Bayraktar Kardeşler’in kısaltılmış hali olarak isimlendirilen Baykar Makina [1][2] 1984 yılında Makina Yük. Müh. Özdemir Bayraktar [3] tarafından otomotiv sanayine yerlileştirmeye tabi hassas motor, pompa ve dişli kutusu parçalarının imalatı konusunda hizmet etme amacıyla %100 yerli sermaye ile kurulmuştur. 2000 yılından itibaren ailenin ikinci nesil mühendislerinin katılımı [4][5] (Haluk, Selçuk ve Ahmet Bayraktar) ile Baykar bünyesinde savunma ve havacılık dünyasında insansız hava aracı (İHA) teknolojileri ile bu alanda Ar-Ge çalışmalarına başlanılmıştır.”

Burada adı geçen Selçuk Bayraktar, artık Tayyip Erdoğan’ın damadı, Sümeyye Erdoğan’ın eşidir.

İktidar eliti ile silah tekeli aile ortaklığı kurmuştur.

Bu aile ortaklığı ile ordu arasındaki ilişki nedir?

Sadece İnsansız Hava Araçları’nın alım satımı ile ilgili bir “iş ilişkisi” midir, yoksa “yakın ahbablık” ilişkisi midir?

Bunu da yazının başındaki cümleyi hatırlayarak anlatalım.

Genel Kurmay Başkanı Akar’ın, onlarca askerin öldüğü bir ortamda, “Saraylara layık”, “yedi gün yedi gecelik padişah düğünlerine has” Sümeyye-Selçuk düğününde “şahit” olarak hazır bulunması muazzam bir tepkiye dönüşünce, “mızrak çuvala sığmamış”, Milliyet isimli “çuval” delinmiş, bu delikten “hakikat” de gün yüzü görmüştür. Milliyet yazarı Serpil Çevikcan şöyle yazdı:

“Kaynaklar, Akar’ın nikaha katılması ve şahitlik yapması konusunda birden çok nedene işaret etti. Bunların başında, Akar’ın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanı sıra siyasi kimliklerden bağımsız biçimde Bayraktar ailesini de yakından tanıması geliyor.

Bayraktar ailesi, yerli, silahsız-silahlı insansız hava aracı üretimi konusunda uzun yıllardır çalışıyor.

Bu çalışmaların başında ise Sümeyye Erdoğan ile evlenen Selçuk Bayraktar var.

Akar’ın hem Selçuk Bayraktar hem de babası Özdemir Bayraktar’la tanışıklığı da uzun yıllara dayanıyor.

Bayraktar ailesinin şirketi tarafından yapılan silahsız İHA’lar TSK tarafından kullanılıyor.”

Evet. Neymiş?

Erdoğan ailesi ile Genelkurmay Başkanı Akar’ın “uzun yıllardır ahbap” olduğu Bayraktar ailesi oğulları ve kızlarını evlendirerek “aile birliği” sağlamış, Ahabablık, tanışıklık ve evlilik bağlarıyla birbiriyle bağlanan bu grup, Türkiye’deki “oligarşik eliti” oluşturmakta...

Yani, Genelkurmay Başkanı’nın “bu kan deryasının ortasında” düğüne gitmesi önemli değil. O kan deryasından menfaati olan bir silah tekelinin sahibi ve oğluyla yakın “tanışıklık” içinde olması önemlidir. Böyle olduğu için “şehitlere” saygının yerini, silah tekelinin kızına “şahitlik” almış. Er “şehit”, orgeneral “şahit.”

Barış nedir? “barış” silah tekellerinin karlarının azalması demektir.

Şimdi soralım: Erdoğan “dünürünün”  ve “damadının” karlarının azalmasını ister mi?

Org. Akar, “uzun yıllardır tanıştığı” en yakın ahbabının karlarının azalmasına razı olur mu?

En son sonuç: Ne kadar kan, o kadar kâr...

Endüstriel-askeri kompleksin “besmelesi” budur...

‘Ya Muhammed, ya Ali!’

Yavaş yavaş, “ateistinden”, “laik” olanına kadar, herkes İslamiyet’in sosyal özüyle ilgi kurmaya başlıyor. Yüzde doksandan fazla bir nüfusun Müslüman olduğu Türkiye’de, toplumsal kültürün en büyük parçası olan İslamiyet’e gönderme yapmadan, kitlelerin bilincine seslenmek mümkün olmaz.

İslamiyet’e gönderme yapmak, dini siyasete alet etmek değildir. Halk kitlelerinin vicdanına hitap etmek demektir. Vicdana değil, vicdansızlığa, örneğin sömürücülüğe, kan dökücülüğe, adaletsizliğe hitap etmek için İslam’a gönderme yapmak “dini alçaklığın siyasetine alet etmektir.” Günahtır.

“Laik” Cumhuriyet yazarı Tayfun Atay, bu gerçeği çok iyi içselleştirmiş bir yazardır. Dün “Fatma’dan Sümeyye’ye” başlık yazısında  şöyle yazdı:

“Hz. Muhammed’in kızı Hz. Fatıma’nın nikâhı bir mescitte kıyıldı.

Peygamberin kızı, eşi Hz. Ali’nin ona “mihr” olarak verdiği 400 dirhem gümüşü (ki Ali, bunu verebilmek için zırhını 480 gümüşe satmıştır) çok bularak onu düğün masraflarına harcanmak üzere hibe etti.

Nikâh, mescitte Hz. Muhammed tarafından bir hutbeyle ilan edildikten ve Peygamber, dinleyenlere “Rabbimden kendim ve sizin için mağfiret dilerim” diyerek hutbesini hitama erdirdikten sonra gayet sade bir törenle kıyıldı.

700 civarındaki misafire ikram, bal şerbeti, hurma ve gül suyundan ibaretti. Sonra da yine hurma, yağ ve süzme yoğurttan yapılmış olup misafirlerin ancak dişinin kovuğuna gidecek miktarda bir yemek verildi.

***
1400 yıllık İslâm tarihinin bugün geldiği noktada, kendisini İslâm adına “vazifeli” sayanlardan bu toprağın payına düşmüş olanın kızı, yukarıda anlatılan “Peygamber sünneti”nden fersah fersah uzağa düşen bir düğünle evlendi dün...”

Kuto, bu yazıyı okuduktan sonra şöyle dedi: “Tayfun Atay abeme katiliyem, bir Peygamber efendimize, onun kızı Fatime’yle, damadı Hz. Ali’ye bakiyem, bir de Sultan Tayyip’e, onun kızı Sümeyye’ye ve damadı Selçuk’a bakiyem, bizi dinden çıkarmadığı için Rabbim’e şükür ediyem... Ya Muhammed, ya Ali diye haykırmak istiyem...”

 



↳Son Güncelleme: 16 Mayıs 2016 19:36

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, halklara ve inançlara saldıran, nefret suçu ve cinsiyetçi söylemler içeren, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Editörün Seçtikleri

Video Galeri

Arşiv

Özgür Gündem Birinci Sayfa

“Binevş”

Cümle Alem

Qırıx


Okurlarla Başbaşa


Medya Diyalog


“Özgür