Allah’ın Dağları ile Firavunun Piramidi

Allah’ın Dağları ile Firavunun Piramidi

Muhittin CEMİL Ender KARADENİZ

Haberdar’da Sezin Öney “suç işleyen subaylara dokunulmazlık” yasası bağlamında önemli bir yazı yazdı. Yazısının özellikle aşağıdaki son bölümü büyük önem taşıyor:

“Nedir bu “remilitarizsyon”?

Akrabalık, eş dost ahbap çavuş ilişkileriyle, silah endüstrisi-devlet-siyasi irade üçgeni kurup, sonu gelmeyecek savaşlar kurgulamak mı? İşin sadece bir kısmı bu.

Son kertede, evrensel hukuk değerlerini, anayasal düzeni, milyonların siyasi iradesini, hatta kendi partisinin iradesini hiçe sayanın ve kendini yaratan güç olan politikayı yok edenin; kimseye güvenmeye güvenmeye, bindiği dalları kese kese en tepesine çıktığı piramit, bir gün yıkılır. Hem de, en alttan tek bir tuğlanın çekilmesiyle...

Remilitarizasyon, sivilliğin bitişi demektir.

Kendi düşen de ağlamaz.”

Kuto, bu satırları okuduktan sonra sevinçle bağırdı: “Sezin ablama yürekten katiliyem...”

Bir kere daha söyleyelim:

Ordu Saray’a “askeri vesayeti tasfiyeden vaz geçeceksin” dedi. Vazgeçti. Askeri vesayeti birlikte tasfiye etmek üzere harekete geçtiği “eski ortağını sat” denince, “eski ortağını” sattı. Şimdi “ortaksız”.

Söyleyin, “şimdi daha mı güçlü?”

Ordu Saray’a “Kürt sorununda çözüm sürecinden vaz geçeceksin” dedi. Vazgeçti. “Çözüm süreci”ndeki “muhatabanı sat” denince, “eski muhatabanı” sattı.

Şimdi askerin karşısında hem “cemaatin” potansiyel desteğinden; hem de “muhatabının” patonsiyel dayanışmasından yoksun hale geldi.

ABD Suriye’de PYD ile birlikte. Rusya karşısında. Almanya “Ermeni soykırımını” tanıdı. İran’la düşman.

Durumu şöyle:

Bayraktar ailesinin “oğlu” ile “kızını” evlendirdi; Bayraktar ailesinin “aile dostu” Genelkurmay Başkanı ile “oligarşik elit” içinde birleşti. Orduya, “darbe” için ortam hazırlar diyerek yürürlükten kaldırdığı EMASYA imtiyazını verdi ve Kürdistan’da şu anda işlenen ve işlenecek olan suçlar karşısında orduyu “dokunulmazlıkla” donattı.

Şimdi asker Kürdistan’da “derinleşecek”, yeniden “saflarında suç örgütleri” oluşacak, “yozlaşma derinleşecek”....

Hesap günü geldiğinde ne olacak?

Hesabı kim verecek?

Bu defa Kürde karşı suç işleyen iki ortaktan hangisi ortağını satacak?

Dokunulmaz hale gelen paşalar mı?

Yoksa piramidin en tepesinde her geçen gün biraz daha yalnızlaşan Saray’daki mi?

Kuto dedi ki; “Allah yapısı Dağ’ın zirvesinde duran mı güçlü, yoksa kul yapısı piramidin tepesinde duran mı? Ben Dağ’ın zirvesini daha kuvvetli diye düşüniyem... Allahın Dağ’ı yıkılmaz, Firavunların Piramitleri yıkılır....”

Kuto devam etti: “Çünkü Saray’ın en sivri noktasında durduğu Piramit, artık halkın değil, ordunun sırtında duruyor, çekilirse ne olur diye düşüniyem...”

‘Zafer’den umudunu kesenler

Evet...

Çok kuvvetli görünüm veriyorlar.

Hangi yolla?

Elbette gazete ve TV yoluyla...

Gazetede eski “pehlivan tefrikalarındaki” tuttuğunu çimene yapıştıran Aliçolar, Koca Yusuflar, Hergeleciler gibi muhteşemler.

Ya TV ekranlarında... Her biri bir “terminatör”, “Batman”, “Superman”...

Bir gün gazete okumayın, TV izlemeyin, sadece etrafınıza bakın, onunla bununla konuşun, yurtdışından gelen akrabalarınıza sorun soruşturunuz, neyin ne olduğunu o anda anlarsınız.

Duman oldular.

Düne kadar dağda savaşıyorlardı. Sonra savaşı Kürt şehirlerini yıkarak sürdürdüler. Şimdi savaş Fırat’ın Batısında, büyük şehirlerde sürüyor. Dünya bunlara karşı. Herkesle kavgalılar. Ekonomide öldürücü delikler açılmakta. Turizm çöktü. Ve orduya sağlanacak olan “dokunulmazlıkla” birlikte sıkılan her mermi, patlatılan her obüs, yürütülen her tank, pırpırlanan her helikopter ve uçurulan her uçak milyarları alıp, şehirlerdeki enkazlara gömmekte.

Ama “medya”da kabadayı rolü yapıyorlar. Başbakan “PKK silah bırakayım gelin görüşelim, diye haber gönderiyor, ne görüşmesi” diye sihirbaz numaraları yapıyor, hokkabazlık marifetleriyle kendine güldürüyor. Öteki daha beter “savaş kıyamete kadar sürecek” diyor.

“Kıyamete kadar” ne demek? “Zaferden umut kesmek” demek. Kestiler.

Murat Yetkin Hürriyet yazarı. Dünkü yazısının başlığı “PKK ile görüşmek mümkün mü?” idi. Yanıtı şu: “Siyaset, meşru zeminde ve iyi niyetle, halkın mutluluğu için yapıldıkça her şey mümkün olabilir.” Yıldırım’ın “palavra” attığına inanıyor.

Yalnız “merkez” değil. AKP içi muhalefet de “zaferden” umudunu kesmiş. Davutoğlu’nun “başdanışmanı”, müzmin PKK düşmanı Etyen Mahçupyan’dan uzun bir alıntı yapalım: Kürt meselesinde fazlasıyla kolaycı bir noktaya gelindi. PKK karşısındaki askeri başarı ve örgütün hendek savaşında Kürt toplumu tarafından desteklenmemesi, sanki meselenin ‘çözülmesi’ gibi ele alınıyor. Hükümet yetkilileri bölgeye gittiğinde de teşkilat ve yerel bürokrasi muhtemelen benzer bir izlenim veriyor. Kimse ‘tatsızlık’ çıkarmak istemiyor belki ama tablo o denli ‘pembe’ değil...”

Bu kadar değil.

Aslında asıl hükümet yanlıları “zaferden” umut kesmiş durumda. Buyurun Saray’ın “en itibarlı” yazarı Ahmet Taşgetiren’i okuyun:

“Birkaç soru soracağım. Bunların cevabının niteliği bence çok önemli:  -Acaba Doğu - Güneydoğu’da yaşayanlar, Kürt halkı, Cizre, Sur, Silopi, Nusaybin, Lice, Yüksekova’da terörle mücadele çerçevesinde harabeye dönen yerleşim yerlerinin sorumluluğunu kime yüklüyor?

Acaba Kürt halkı, terörle mücadelenin mehter marşları ile başlamasını, bittiğinde tekbirler arasında komando yemini yapılmasını, terörden temizlendikten sonra harabeye dönmüş binaların üzerine Türk Bayrağı asılmasını nasıl değerlendiriyor?”

İşte böyle...

İşte medyanın şişirdiği, “hormonlu” AKP ve Saray artık kendine güvenini kaybediyor.

Hani şu “Havuz gazeteleri” ve TV ekranları olmasa, işleri bitik.

Kuto diyor ki, “benim elimde havuz medyasının yarısı olsa, Ape Kılıçdaroğlu’nu bir günde dünyayı sırtında taşıyan Atlas gibi gösterebileceğimi düşüniyem, gerçi bizimkilere sıkılıyor ama, yine de Kılıçdaroğlu abemin önüne düşen boş mermiyi kınıyem...”



Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, halklara ve inançlara saldıran, nefret suçu ve cinsiyetçi söylemler içeren, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Editörün Seçtikleri

Video Galeri

Arşiv

Özgür Gündem Birinci Sayfa

“Binevş”

Cümle Alem

Qırıx


Okurlarla Başbaşa


Medya Diyalog


“Özgür