Tartışma çoktan bitti, artık diktatörlük var

Tartışma çoktan bitti, artık diktatörlük var

Ahmet Hakan Kılıçdaroğlu ile telefonda konuşmuşmuş. Amerikan modeli başkanlık sistemiyle ilgili olarak Başbakan’ın “hodri meydan” demesi karşısında, Kılıçdaroğlu’nun “Eyalet sistemini kabul edecek misin?” sorusuna telefonda bir şey diyememişmiş. Şimdi “tane tane” yazacakmış.

Yazmış. Ve Kılıçdaroğlu’nun “Eyalet sisteminden” söz etmesini beğenmemiş. Şundan: Ya Başbakan çıkıp da, “Biz Eyalet sistemi olmayan ABD başkanlık sistemi istiyoruz, konuş bakalım” derseymiş, Kılıçdaroğlu ne dermiş? Oysa Kılıçdaroğlu ABD başkanlık sistemini “kuvvetler ayrılığı” açısından savunmalıymış.

Komik.

Ya aynı Başbakan, “Biz Amerikan tipi başkanlık sistemini, kuvvetler ayrılığı yerine kuvvetler uyumu olarak anlıyoruz derse ne olacak?

Diyemez mi?

Örneğin şu anda Erdoğancı rejim, “demokrasiyi” Anayasası fiilen yürürlükten kaldırılmış “demokrasi” olarak anlayabiliyor. Yargı bağımsızlığı olmayan “demokrasi” diyebiliyor. “İnsan haklarını tanımayan “demokrasi”den söz edebiliyor.

Ahmet Hakan bilerek sanki ortada ciddi bir tartışma varmış gibi algı yaratıyor. Sanki şöyle dense böyle olacak, böyle derse şöyle olacak. Hiçbir şey olmayacak.

Kılıçdaroğlu’nun kalkıp “nasıl başkanlık” diye kafa yorması da  abes. Sanki ortada “tartışmalı” bir durum varmış gibi yapması, Kılıçdaroğlu’nun şu an yürürlükte olan rejimin meşru olmayan, faşist bir dikta rejimi olduğu gerçeğini örtbas etmeye yol açıyor.

Siz nasıl bir “başkanlık” rejimi yaparsanız yapın, isterseniz hiçbir şey yapmayın, tüm yasal, anayasal mevzuat yerli yerinde kalsın, ya da tümüyle ortadan kalksın, hiçbir şey değişmez.

Erdoğan eşittir Erdoğandır ve şu anda parlamenter sisteme ait bir anayasaya rağmen nasıl “tek şef” rejimini uyguluyorsa, yapacağınız başkanlık rejimini de uysa da uymasa da yine Erdoğancı rejim haline getirecekter.

Çenenizi yoracağınıza var olan Erdoğan rejimine son vermek için çalışın.

Erdoğan rejimi nedir? Ona nasıl son verilir?

Kürtler “şehir savaşları” yoluyla “müesses nizama”ya da “sisteme” başkaldırmışmış.

Öyle olunca da “sistemi korumak” için JÖH’üyle PÖH’üyle, tankı, topu, uçağıyla “devlet” de şehirleri Kürtlerin başına yıkmış, Kürdün omuzunda baş koymamış vesaire, vesaire...

Günümüzde tartışılan sorular şöyle: Mevcut siyasi “sistem” nasıl bir sistemdir?

Ve bu “sistem” hukuk yoluyla yıkılabilir mi?

Bu sorulara birisi Cemaat’e yakın bir gazetede, diğeri ise CHP’ye ve Vatan Partisi’ne yakın bir gazete iki ünlü yazar çok açık ve birbirini tamamlayan iki yanıt vermiş.

Yazarlardan birisi Özgür Düşünce’de yazan Ergun Babahan. Babahan Türkiye’deki “sistemi” şöyle tanımlamış:

“7 Haziran darbesi Türkiye’de sistemi Nazi Almanya’sı yönünde değiştirmiştir. İktidarı tek adamın şahsında birleştirmiş, muhalefeti etkisiz ve anlamsız hale getirmiş, hukuku askıya almış bu sistem, Hitler tarzı başkanlık sistemidir. Yahudilerin, komünistlerin, papazların yerine Kürtleri, Cemaati, solcuları koyduğunuzda bu tablo daha net ortaya çıkar.”

Eğer “sistem” gerçekten böyle ise, yani “Nazi almanyası yönündeyse”  Erdoğan’ı bilmem kaç yıl sonra yapılacak seçimlerde “hukuk yoluyla yıkmak” mümkün olabilir mi? Bu soruyu da, PKK değil, MLKP de değil, TİKKO hiç değil, TAK bile değil, Sözcü Gazetesi’nde yazan Soner Yalçın yanıtlamış. Şöyle:

“Bana hâlâ sürekli “diploması var mı, yok mu?” diye sormayınız.

Hukuk yoluyla Erdoğan’ı iktidardan düşürmek hikayedir. 17-25 Aralık sürecini yaşamadınız mı?

Erdoğan güçle yenilir.

Erdoğan mücadeleyle yenilir.

Bu da klavyede üç beş cümle yazarak olmaz.”

Cemaate yakın gazetede “sistem Hitler sistemidir” diye yazılıyor; Ergenekon’a yakın gazetede “Erdoğan hukuk yoluyla yıkılmaz, güçle yenilir” deniyor.

Biz ne diyelim ki?

Gazetemizle dayanışma için Genel Yayın Yönetmenliğini bir günlüğüne üstlenen arkadaşların başını derde sokmamak için, “Babahan doğru saptıyor, Yalçın da saptamaya uygun yolu öneriyor” diye yazmıyoruz.

Şöyle diyebiliriz: Bir iki üç, daha fazla Stalingrad, daha fazla Vietnam der gibi, daha fazla Kobanê, daha fazla Minbic...”

Memleket harap olmuş Sözcü neyle uğraşıyor?

Evet, Sözcü Gazetesi giderek “olgunlaşıyor”.

Düşünün. Türkiye’nin Kemalist “laikliği” savunan biricik gazetesi.

Bu gazetede, softa ve yobaz takımına karşı artık “Nutuk’tan” alıntılar yapılmıyor. Kur’an-ı Kerim referans alınıyor.

Necati Doğru dünkü yazısında sahtekar “dincilere” karşı bir yazı yazdı. “Namaz kılmayan hayvandır” diyen “Prof.”a yanıtlar verdi.

Şu soruyu sordu: “Kuran’da “namaz” kelimesi var mı? Tevrat, İncil, Kuran, Yüce Allah’ın kullarına gönderdiği mektuplardır.

Kuran Arapça indi.

“Namaz” kelimesi necedir?

Arapça mıdır?

“Namaz” kelimesi Arapça olmadığına göre, bu patatesten din profesörünün iddia ettiği gibi Kuran ayetlerine nasıl girmiştir?  Yoksa “namaz” kelimesi yerine Arapça “salat ya da el salat” kelimesi mi geçmektedir?”

Nasıl?

Vallahi müthiş, billahi müthiş.

Kürdistan yerle bir ediliyor, Türkiye dünyada yalnızlaşmış, önümüz kaos, yıkım, faşizm. Bizimki tutmuş “Kur’anda ‘namaz’ kelimesi var mı, yok mu” diye müthiş bir tartışma başlatıyor. Bravo.

“Bravo” ama bir küçük sorun var: Muhterem kardeşimizin yazısını okuyan, şu “namaz” kelimesini “Arap yanlısı mürtecilerin” icat ettiğini sanabilir. Sözcü’ye “kendi Türk ulusalcı tarihinden” bir iki hatırlatma yapalım. Önce bir şiir:

“Bir ülke ki, camiinde Türkçe ezan okunur.

Köylü anlar manasını namazdaki duanın

Bir ülke ki, mektebinde Türkçe Kuran okunur

Küçük büyük herkes bilir buyruğunu Hüda’nın

Ey Türk oğlu, işte senin orasıdır vatanın.”

Ve bir de 1932-1950 yıllarında CHP döneminde camilerden okunan Türkçe Ezan’ı yeniden hatırlayalım:

Tanrı uludur (x4)

Şüphesiz bilirim bildiririm Tanrı’dan başka yoktur tapacak (x2)

Şüphesiz bilirim bildiririm Tanrı’nın elçisidir Muhammed (x2)

Haydi namaza (x2)

Haydi felaha (x2)

Namaz uykudan hayırlıdır* (x2)

Tanrı uludur (x2)

Tanrı’dan başka yoktur tapacak

Bilindiği gibi Arapça ezan’da “haydi namaza” değil, “Hayya ale’salah” denirken Atatürkçüler “haydi namaza” buyurmuştu...

Neden yazdık bunları?

Şundan: Ülke faşizme yuvarlanmış, iç savaşa sürüklenirken, “Kur’anda namaz sözü var mı yok mu” tartışması, Bizans yıkılırken, “meleklerin cinsiyeti var mı yok mu” tartışması kadar abes oluyor da ondan...

 

 

 

 



↳Son Güncelleme: 18 Haziran 2016 10:19

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, halklara ve inançlara saldıran, nefret suçu ve cinsiyetçi söylemler içeren, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Editörün Seçtikleri

Video Galeri

Arşiv

Özgür Gündem Birinci Sayfa

“Binevş”

Cümle Alem

Qırıx


Okurlarla Başbaşa


Medya Diyalog


“Özgür