Son toprağın kilamını söylüyor

Son toprağın kilamını söylüyor

Önder ELALDI

Erdoğan Emir, yeni albümü ‘Beref’te yine Kirmanckî ezgilerle sevenlerinin karşısında. ‘Beref’i bütün inanç ve kültürel değerlerin korunduğu yer olarak tarif eden Emir, şarkılarında topraklarından uzak olmanın hüznü, Dersim’in viraneliği ile birlikte son topraklara olan özlemini dile getiriyor

Kirmanckî müziğin genç müzisyenlerinden Erdoğan Emir’in yeni albümü ‘Beref’ müzikseverlerle buluştu. ‘Beref’ son toprak anlamına geliyor. Emir, ‘Beref’i varlığın zamana akışı olarak tanımlayıp aynı zamanda bütün inanç ve kültürel değerlerin korunduğu yer olarak tarif ediyor. Kirmanckî şarkıların çoğunun söz ve müziklerini kendisi yapan Emir, bu çabasıyla yok olma tehlikesi yaşayan Kirmanckî’ye sahip çıkmaya devam ediyor. Şarkıların çoğunda topraklarından uzak olmanın hüznü, Dersim’in viraneliği ile birlikte son topraklara olan özlemini dile getiren Erdoğan Emir ile Beref’i ve müziğini konuştuk.

*Neden ‘Beref’ oradan başlayalım?

‘Beref’ esasında varlığın başlayıp zamana aktığı yer. Bir varlık tarifi. İnsan ne kadar yol ne kadar mekandır bilinmez. Bu sizin marifetlerinizle arama durumunuzla ilgili. Yayılım ve etkileşim ne kadar güçlü ve kudretli olursa olsun insanın yönü başladığı yere doğrudur. Çünkü ilk soru orada sorulmuştur. Dolayısıyla ilk aramaya koyulduğunuz yer haliyle yayılımın başladığı noktadır. Mekansallık durumu içerisinde ise derviş toprağını ifade ediyor. Ve haliyle “Son Toprak” size ait bütün inanç ve kültürel değerlerin korunduğu yerin ifadesi.

*Topraklarından uzakta olma hali albümün birçok şarkısında karşımıza çıkıyor. Albümün ismi ile kilamlar arasında nasıl bir paralellikten bahsebiliriz?

İnsanın mekanla ya da mekanlarlarla ilişkisi bazen kendi kişisel tasarrufu dışında gelişen bir durum. Gitmek yol olmak her daim sizin kararlarınızla mümkün olamayabiliyor. Yani bahtınıza düşen göç yolları ve insanın kendi varlığından koparılması olabilir. Haliyle bu durumu yaşamış insanların davranışlarına ya da kişisel hünerlerine bağlı olarak üretimlerine etki etmesi çok normal bir durum. En nihayetinde insan yaşadıklarının bir özeti. Üretimi soyut ve sadece varyatif bir davranış olarak tanımlamak ve kabul etmek çok da aklı selim bir durum değil.

*’Bawo’da derwiş topraklarına gidecek olmanın sevincini yaşarken ‘Nebeno’da ve ‘Ware’de de ülkenin viraneliğiyle birlikte Dersim’e özlemini anlatıyorsun. Sık sık Dersim’e gittiğini biliyoruz. Bu sevinci, viraneliği ve özlemi nasıl ifade edersin?

Esasında “Bawo-Er Kişi” kendini mekan ve söz içinde sınav etmişin ve sonrasında iktidarların varlığına yönelik hoyratça açığa çıkardığı bir göçün hikayesi. Bu esasında dünle bugün arasında bize yönelik değişmeyen yöntemlerin ulu divanda muhakemesini etme gayreti içinde olan bir yaklaşım.

Bu diğer bahsettiğiniz adı geçen şarkılar için de geçerli. Bu kentle yarı zamanlı akan bir hayat söz konusu. Ve bütün bu tarif ettiğiniz duyguların her biri yaşamın alt metinleri gibi. Eğer cümlenizi ve yaşamınızı kendinize yaslandırabilmişseniz, kendi hayatınızın ve zamanınızın aktörü olabilmişseniz neye neden yaklaştığınızı bilirsiniz. Dolayısıyla zaman aralıklarınızda dolanan her bir durumun sebebini bilirsiniz. Bilmekle mükellef olduğunuz bir hayata karışı da sorumluluk taşırsınız.

*Dersim müziğinin geneline baktığımızda şarkılarda çoğunlukla hüzün görüyoruz. Bu daha çok geçmişte yaşanılanlardan besleniyor. Senin müziğinde de çok etkili. Bu hüzün aynı zamanda içine kapanmayı ve bugünü hissetme konusunda nasıl bir duygu durumu yaşatıyor?

Keşke bu toplum kendisini var eden yaşam değerlerini zamanına hakim kılıp o hükümle yaşasaydı da hüzün olmasaydı. Hüznün ana kaynağı acı. Acının olma nedeni de bir yerde cehaletin hüküm buyurmasıyla ilgili. Bu hüküm ciddi trajediye ve toplumsal alt üst oluşa sebebiyet verdi. Yüzlerce yıldır göçer duruma düşürülen kadim halk ve inançlar her daim heybesinde acı tuttular. Yitik yanları eksiltilen değerleri çok korkunç boyutlarda. Keşke hayat bizlere karşı hakkaniyetle yol alsaydı da insanlar gülen zamanaların açığa çıkardığı yaşama biçimini üretimllerinde özetleyebilseydi.

*‘Beref’te bu hüznü çoğu şarkıda görüyoruz. Ama ‘Neçar’da bu hüzün daha çok hissediliyor. ‘Dertler yığıldı geçmişe geleceğe yanarız iki arada çıralar gibi’ diyorsun. Geçmiş ile gelecek şarkılarında nasıl bir imge olarak var oluyor?

‘Neçar’ benim naçizane kişisel inanç yaklaşımım. Kendi deryasına süzülerek naif bir hissiyatın zaman içinde maruz kaldıklarıyla. Belkide bir alimin en zor sınavı cehalete rayber (rehber-klavuz) olmasıdır. Alevi-Kızılbaş inancının mensubiyetini taşıyan alimlerin, şahsiyetlerin ya da talip düzeyinde kendisini arayan her bir ferdin sosyolojik ve politik olarak ne gibi muamelelere maruz kaldığı ortada. Dolayısyla dünkü iktidarlar yaklaşımıyla bugün arasında değişen bir davranış olmayınca sizin de kendinize dair durumunlarınızı ifade etme hali konjektürel olarak cümle ve anlatı değişse de, hissiyatınız aynı kalıyor maalesef.

*Belki sizin kuşak 38’i yaşamadı ama bu hüznün hakim olmasında 38 nerede duruyor?

Tabiki 37/38 Dersim Alevi-Kızılbaş toplumları için katliam ya da soykırım yeni tanıdıkları bir davranış ya da varoluş değildi. Katliamı diğer zamanlardan ayrı tutan hiçbir zamana benzemeyen, kendi dışında bir yaşama tahammül edemeyen faşist bir organizasyon olması. Katliam yakın tarihte gerçekleşti. Dolayısıyla hafızada çok diri bir acı. Zamana vakıf babam bunları yaşadı. Bütün kardeşlerini ve babasını katliamda kaybetmiş, annesiyle çocuk yaşta yalnız kalmış biri. Esasında benden bir çok hissi ve duyguyu mahrum bırakan yakınlıkta. Elbetteki sözümde ve yaşamımda yeri var.

*Albümdeki Kirmanckî şarkıların çoğunun söz ve müziği sana ait. Yok olma tehlikesi ile karşı karşıya olan Kirmanckî’yi geleceğe taşırma konusunda sanatçılar çok önemli bir yerde duruyor. Özellikle de sizin kuşak. Bu anlamda Kirmanckî şarkı yazmak ve söylemek senin için neyi ifade ediyor?

Toplum kendi var olma biçimini kendi içinde bilinç ve maneviyat ilişkisi içinde belirliyor. Toprağından edilmiş diasporada yaşamak zorunda bırakılmış bir toplumdan söz ediyoruz. Müziğin inanç içindeki yeri oldukça önemli. Bir yeriyle aslında hem inancı avazlanırken bir yanıyla da toplumun kendisinden kaynaklı bir akış mevcut. Ve bir sosyolojik durum gelişiyor. yeni zamanlara entegrasyonunu başka bir dil üzerinden kurarken aniden korku ve travma atlatıldıktan sonra kendisine yöneldi. Ve böylesine önemli bir kudretin açığa çıkarılması tartışılması ve kendi lisanıyla algılanmasına katkımız olmuşsa ne mutlu bize. Esasında çok garip bir hal yok kendimi tarif ediyorum ve bize ulaşıyorum.

*Buradan yola çıkarak Kirmanckî müziğin bugünü ve geleceğine ilişkin neler söylersin?

Bir müneccim olmamakla beraber yine de gelecek dil-kültür ve inanç boyutuyla daha maksimum bir gayret ve çabayla sahiplenildiğini düşünüyorum. Fakat bu sadece birey duyarlılığla gerçekleşebilecek vücut bulacak bir davranış değil. Bu durumun dilin vs. toplum sanatının kendine ifade bulabileceği alanların artmasıyla feyzi gelişebilir. Bu koşullar yerel yönetimler vs. üzerinden genişletebilinirse Kirmancîye kültür ve yaşam değerleri kendi akışını daimi kılar. Bu sadece bir başına müzik veya belli sanatasal çalışmalarla yürütülebilecek durum da değil. Bu bir varlık sorunu.

Armonik yanım her geçen gün artıyor

*İlk albümdeki saundu bu albümde de kullanmışsın. Müzikal olarak ilk albümden farkları ve benzerliklerini nasıl aktarırsın?

Aslında ilk albümle bu albüm arasındaki açıklayıcı en önemli durum net olarak zaman diyebilirim. Beş yıllık bir aradan sonra bir şeylerin aynı kalabilme ihtimalini pek mümkün görmüyorum. Çünkü bugün bildiklerim ve gördüklerim anlama halimi bir adım yukarı taşıdı. Yaşamın armonik akışına vakıf olan yanlarınız her gün biraz daha artıyor. Ve haliyle siz çoğalıyorsunuz.



↳Son Güncelleme: 03 Ağustos 2016 12:10

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, halklara ve inançlara saldıran, nefret suçu ve cinsiyetçi söylemler içeren, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Editörün Seçtikleri

Video Galeri

Arşiv

Özgür Gündem Birinci Sayfa

“Binevş”

Cümle Alem

Qırıx


Okurlarla Başbaşa


Medya Diyalog


“Özgür