Xezal Ana’nın Çemberi

Xezal Ana’nın Çemberi

Mahmut ile Êzida’nın hikayesini bilir misiniz? Êzida sevdiği adam bir oyunla öldürüldüğünde acısını kendi etrafında çember çizerek ve kimsenin çembere dokunmasına izin vermeyerek yaşadı. Biz Êzidîlerde eskiden kendi etrafında bir çember çizdiğinde o çemberi kendi elinle kaldırmayıncaya kadar kimse dokunmazdı. Keşke bu vahşiler çemberden anlamış olsaydı tüm Şengal’in etrafına çember çizerdik. Ama şimdi bizim çemberimiz var. Savaşan oğullarımız ve kızlarımız bize çember oldular...

Tarih 2 Ağustos’u gösterdiğinde Radyo Lora, dinleyicilerine şu anonsu geçiyordu: “3 Ağustos, Şengal Soykırımı’nın yıldönümünde Mezopotamya’nın kadim halkı Êzidîlerin çağrısına kulak verelim, saat 11’de bir dakika sessiz kalalım.” Devamında DAİŞ’in elinde olan kadınları anmamızı, özgürlükleri için bir şeyler yapmamızı söylüyordu. Bu anons gün boyu sürdü.

Radio Lora, İsviçre genelinde yayın yapan bir kadın radyosu. Kürt kadınlarının mücadele deneyimini sık sık gündemine taşıyor. Radyonun direktörü Anouk ise kişisel gözlemlerini bizimle paylaşırken, “Ben Şengal’deki Êzidî kadınları düşündüğüm zaman, kadın özgürlüğünün sadece mücadele ile mümkün olduğunu görüyorum. Êzidî kadınların örneği, ataerkil sisteme karşı mücadelenin, özsavunmanın önemini bize hatırlatıyor. Êzidî kadınlar acılarıyla tarih yazmayı başardılar. Mücadeleleri oldukça etkileyici” diyor.

Radyonun bütün gün yaptığı anonslardan sonra 3 Ağustos’taki etkinliklere uzanıyoruz. İsviçre’nin birçok kentinde Êzidî soykırımı ve DAİŞ’in elindeki kadınların durumuna dikkat çekmek amacıyla etkinlikler yapılıyor. Bazı kentlerde Kürt kadınlar, İsviçreli kadın kurumlarıyla ortak ve farklı etkinliklerle dikkat çekmeyi başarıyor. Ancak en çarpıcı örneklerden biri kadınların, Basel kentinde tarihi bir köprünün üstünde, insan zinciri oluşturmalarıydı. Temel sloganları ise şuydu: “DAİŞ’e karşı bir zincir de sen kır.”

Mevcut fotoğrafa bakan farklı yaş gruplarından insanlar önce afallıyor, anlamaya çalışıyordu. İnsanların bir kısmı ilgi duyarak zincire katılıyordu. Ancak ürkerek bakanlarla, biraz uzaktan bakmayı tercih edenlerde artık yabancısı olmadığımız o bildik Avrupalı yüz ifadesi vardı. Yani DAİŞ adını görünce korkuyla karışık bir şüphenin sardığı o yüz ifadesi.

‘DAİŞ köle kadını yaratmak istiyor’

Êzidî kadınlar meselesi birçok insan tarafından biliniyor. İlgiyle izleyenler, anlamaya çalışanlar ve bir tebessümle olduğu yerde duranlara bakıyoruz. Ve sonra sokakta rastgele yakaladığımız birkaç İsviçreli kadına konu hakkında ne düşündüklerini soruyoruz.

Adının Maja Guejer olduğunu söyleyen bir kadın, “Ben Şengal’le ilgili fazla bilgi sahibi değilim. Ama Rojava ve DAİŞ için çok şey duydum. DAİŞ’in Rojava ve Suriyeli kadınlara ne yaptığını gördüğümüz için Êzidî kadınlara yaptıklarını tahmin edebiliyorum. Böyle bir vahşetin ortadan kaldırılması için herkesin bir şeyler yapması gerektiğine inanıyorum” diyor.

Ardından yakınımızdan geçen başka bir kadına uzanıyoruz. Sosyolog olduğunu söyleyen Eloise Sumatri konu hakkında “DAİŞ, bugüne kadar gördüğüm, duyduğum en korkunç örgütlenme biçimi. Ortaçağ’ın köle kadınını yaratmak istiyor. Bunu da Şengal kadınlarında yapmaya çalıştılar. Çünkü onlar isyanlara rağmen dinlerini ve kültürlerini korudular. Kadınların direnişi onları boşa çıkarttı, bence bütün kadınların yaşamı sadece direniş olmalı” diyor.

Hemen yanı başında bizi dinleyen Yonas Mirtic ise ekliyor: “DAİŞ Şengal’de yeniden köle pazarının temelini attı. Başarılı olup olmayacağı kadınların savaşına bağlı. Tüm devrimci kadınlar muazzam bir saygı yarattılar. Hayranlıkla izliyoruz” diyor. Konuştuklarımızı duyan ve yanımızdan hızla geçen başka bir kadın da öfkeyle karışık olarak “Dünyayı kadınlara ve tüm insanlara cehennem ettiler, bu canavarı durdurmalıyız” diyerek sesleniyor...

Kalabalık grup Şengal’de yaşananları pandomimle canlandırıyor. Kadınlar beyaza, DAİŞ’i canlandıran kişi ise siyaha bürünmüş. Kadınların ve erkek egemen vahşetin gösterildiği pandomimden sonra rol alan Dilan’a ne hissettiğini soruyorum. Dilan ise “Siyah renkten hiç bu kadar nefret edeceğimi düşünmemiştim” diyor. Tabi hızını alamayarak “Eskiden siyah elbiselerim daha çoktu. Ancak DAİŞ’ten sonra siyahı sevmiyorum ve giymiyorum” diyerek hayatındaki sosyal değişimleri bu örnek üzerinden anlatıyor. Dilan’ı duyan diğer kadınlar da, “Bizi siyahtan soğuttular, kadınların hayatı onların siyahı kadar karanlık bırakılmak isteniyor” diye eklemeden edemiyorlar. Renk tartışması daha da alevlenerek renklerin hiçbir olguyla özdeş kılınamayacağı dile geliyor.

İnsan zincirinde yer alan ve Êzidî olan Xezal Ana’ya doğru yol alıyoruz. Xezal Ana, elinde taşıdığı Şengal soykırım fotoğrafına bakarak acı ama vakur bir ses tonuyla şunu söylüyor: “Orası bizim yurdumuz, toprağımız. Şengal’i kurtaran hevallere söyleyin ne olur oradan çıkmasınlar, bizi yalnız bırakmasınlar. Çünkü bir ferman kadar Êzidî kalmayacak...”

Xezal Ana’nın söyledikleri belki de tüm Êzidî topluluğunun tarihsel bir özeti gibidir. Sonra yine Xezal Ana’ya bakıyorum ve o anlamlı hikayeyi anlatıyor: “Mahmut ile Êzida’nın hikayesini bilir misiniz? Êzida sevdiği adam bir oyunla öldürüldüğünde acısını kendi etrafında çember çizerek ve kimsenin çembere dokunmasına izin vermeyerek yaşadı. Biz Êzidîlerde eskiden kendi etrafında bir çember çizdiğinde o çemberi kendi elinle kaldırmayıncaya kadar kimse dokunmazdı. Keşke bu vahşiler çemberden anlamış olsaydı tüm Şengal’in etrafına çember çizerdik. Belki girmezlerdi. O kadar soykırım yaşanmazdı... Ama şimdi bizim çemberimiz var. Savaşan oğullarımız ve kızlarımız bize çember oldular.”

Xezal Ana’nın bu bilgece sözlerinden sonra bütün gün kafamda bir çember dolaşıp durdu. Zamanın koruyucu-mistik çemberi şimdi oğul ve kızlarla örülü bir çember olarak var olmakta. Hayatın gerçek anlamı belki de Xezal Ana’nın tariflediği çemberdeydi...

Rojda Yıldırım

 



Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, halklara ve inançlara saldıran, nefret suçu ve cinsiyetçi söylemler içeren, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Editörün Seçtikleri

Video Galeri

Arşiv

Özgür Gündem Birinci Sayfa

“Binevş”

Cümle Alem

Qırıx


Okurlarla Başbaşa


Medya Diyalog


“Özgür