Mezhepler, Tarikatler ve Cemaatler

Mezhepler, Tarikatler ve Cemaatler

İslamcı kesimin ekonomik ve siyasi gücünün kökleri çok ama çok eskilere dayanıyor. İslamcı toplumun Anadolu’daki dayanışmacı örgütlenmesi tarikatlardan geliyor. İslamiyet’te yol anlamına gelen tarikatların da Türkiye’deki tarihi 11. yüzyıla kadar gerilere gidiyor. Kadirilik Tarikatı 11. yüzyılda, Rufailik 12. yüzyılda ortaya çıktı. Mevlevilik, Halvetilik, Nakşilik ve Bayramilik 14. yüzyılda başlarken; Arvasilik 19. yüzyılda, Süleymancılık ve Işıkçılık ise 20. yüzyılda ortaya çıktı

Hüseyin AYKOL

Türkiye’de cemaat denilince akla sadece Fethullah Gülenciler geliyor ama aslında onlar, Sünni mezhebindeki Nakşibendi tarikatının Nurcular kesiminin 10 kolundan sadece biri. Erdoğan, Gülencilerle işbirliğine son veriyor ama diğer tarikat ve cemaatçilerle işbirliğine devam ediyor ve edecek.

Tarikat ve onların kolları olan cemaatler, neredeyse bin yıllık bir geçmişe sahip olan örgütlenmeler. Padişah ve başbakanlar gelip geçerken, onlar hep var oldular. Devletin en üst kademesinden kimi kişileri, aralarına aldıklarında ise etkileri adeta patlama yaptı. Gerçi onları yok etmeye çalışan iktidarlar da oldu; ancak başarılı oldukları söylenemez. Konuyu daha iyi anlayabilmek için önce birkaç kavrama değinelim:

Türkiye’deki Müslümanların ezici çoğunluğu Ehli Sünnet’tir. Nitekim Sünnilik de denilen Ehli Sünnet İslam akımlarının neredeyse yüzde 90’ını oluşturur. İslam’ı daha farklı yorumlayan Şiilik ve Haricilik birkaç yönden Sünnilik ile ayrışır. Ehli Sünnet’in kendi içerisinde 4 farklı fıkhî (İslam hukuku) mezhep bulunmaktadır: Hanefi mezhebi, Şâfiî mezhebi, Maliki mezhebi ve Hanbeli mezhebi...

Hanefi Mezhebi: İslam dininin sünni fıkıh mezheplerinden biri. İsmini kurucusu Ebû Hanife’den (Numan bin Sabit) alır. Türkistan, Afganistan, Türkiye, Hindistan ve Pakistan’da yaygındır. Hanefi mezhebi dört Sünni mezhebin nüfus açısından en genişidir. Takipçileri tüm İslam aleminin yaklaşık yüzde 56’sını oluşturmaktadır.

Şafii Mezhebi: İmam-ı Şafii’nin kendi usulüne göre şer’i delillerden çıkardığı hükümlere ve gösterdiği yola Şafii Mezhebi denir. Şafii Mezhebi Türkiye ve diğer yakın ülkelerde yaygındır. İmam-ı Şafii, Maliki ve Hanefi mezheplerinin usulleri yayılmaya başladığı ilk zamanlarda yetişti ve onlardan farklı bir usul takip etti.

Maliki Mezhebi: Adını kurucusu olan İmam Malik’ten alır. İmam Malik bin Enes’in talebeleri de karşılaştıkları meselelerde onun metoduna uygun şekilde fetva verdiler. Malikilik Mezhebi Fas, Cezayir, Tunus, Sudan gibi bazı Afrika ülkelerinde yayılarak varlığını günümüze kadar devam ettirmiştir.

Hanbeli Mezhebi: İmam-ı Hanbeli’nin (Ahmed bin Hanbel) kendi usulüne göre şer’i delillerden çıkardığı hükümlere ve gösterdiği yola Hanbeli Mezhebi denir. Hanbeli Mezhebi nakil ve rivayete ağırlık veren bir ekoldür. Günümüzde Körfez ülkelerinde ve Suudi Arabistan’da mensupları bulunmaktadır.

Dört Sünni mezhep var ama yayıldığı bölge açısından bizi Hanifilik ve Şafilik ilgilendiriyor. Bu iki mezhepten doğan Kadirilik, Rufailik, Mevlevilik, Halvetilik, Nakşilik, Bayramilik gibi birçok tarikat ülkemizde yüzyıllarca faaliyette bulundu ve bulunuyor. Tarikatlar da genişledikçe, bunlardan değişik cemaatler doğdu. Kök aldıkları tarikatlar zaman zaman belirtilse de, günümüzde söz konusu olan artık cemaatlerdir.

Cemaatlerin başında şeyh, pir, halife denilen bir lider bulunur. Söz konusu kişi, kendisine intisab eden (bağlanan) kişilere sadece Kuran okutup öğretmekle kalmaz, yaşamını İslami kurallara göre yaşaması konusunda öğütlerde bulunur. Camide namaz sonrası sohbetler olsa da, cemaat haftanın belirli bir günü mutlaka toplanır. Sohbet -ya da daha doğru deyişle- vaaz ardından zikir yapılır.

Kendisine “Efendi” ya da “Efendi Hazretleri” olarak hitap edilen cemaat liderinin yaptığı eğitim faaliyetine irşad denilir. Eğitim alanlar kişilere ise mürşit denir. Cemaat liderlerinin çoğu -kadrolu ya da gönüllü- imam olsa da, başka işlerle uğraşan kişiler de olabiliyor. Cemaat liderinin soyunu Hz. Muhammed ve ailesine kadar uzatmak önemseniyor. Buna altın silsile deniyor.

Cemaat liderinin soyunu Hz. Muhammed’e dayandırmak kadar kendi soyunu sürdürme çabası var. Karısından çocuğu olmaması durumunda cemaat lideri, mutlaka bir başka kadınla evleniyor ve yapabildiği kadar çok çocuk yapıyor. Diğer mürşitler gibi eğitimden geçen bu evlatlardan hayırlı çıkıp, babasının yolundan giden olursa, baba öldüğünde cemaatin başına oğul geçiyor.

Babadan oğula miras

Oğul olmaz ya da hayırlı çıkmazsa, en başarılı öğrenci, cemaatin başına geçiyor. Lider, genellikle kendisinden sonra kimin posta oturabileceğini önceden belirtiyor. İşaret edilen halifelerin sayısı bazen birden fazla olabiliyor. Cemaat liderinin ölümü ardından yerine geçecek kişi meselesi önemli çünkü yeni gelenin dünyaya kendi meşrebince bakma ihtimali yüzünden cemaatin bölünmesi söz konusu olabiliyor.

Aksatılmaksızın eğitilen cemaat üyelerinin bir kısmı kendileri de vaaz verebilecek kişiler haline gelirken, diğerleri birbirlerini her konuda koruyup kollayacak kişilere dönüşüyorlar. Daha çok kendi aralarında alış-veriş yapıyorlar örneğin. Yüzyıllarca dağılmayan cemaat örgütlenmesinin bir ayağı eğitimse, diğeri de dayanışma olsa gerek.

Zamana meydan okuyan örgütlenmenin çözülmeyişinin bir nedeni de kendini döneme uydurma yeteneği olmalı. Örneğin cemaatlerden birkaçı, ortaçağdan kalma kıyafetler giymekte ısrar ederken, ezici çoğunluk takım elbise ve kravatlarıyla toplum içinde kaybolmayı yeğliyor. Başörtüsünde bile muazzam bir modernleşme arayışı var.

Zamana ayak uyduruyorlar

Kıyafet konusu elbette şekilsel bir yön. Asıl olarak cemaatlerin holdingleşmesi söz konusu. Epey genişlemiş cemaate tek kişinin ya da birkaç seçkin talebenin irşadı yetmez olunca ya da daha geniş kitlelere ulaşmak istenince cemaatler aylık dergiler yayınlamaya başladı. Genel içerikli dergileri, aileye ve çocuklarına yönelik dergiler izledi. Haftalık ve ardından günlük gazetelere geçildi. Şimdi televizyon ve web siteleri söz konusu.

Halifeliği ve şeyhülislamlık müessesini kaldıran, tekke ve zaviyeleri kapatan cumhuriyet rejimi, cemaat örgütlenmesini dağıtacağını sanıyordu. Ancak biraz zorlansalar da, cemaatler vakıflarında yaşamlarını sürdürdüler ve Demokrat Parti iktidarı sayesinde Kuran kursları ve İmam Hatip Okulları’yla legal geri faaliyete döndüler.

Cemaat örgütlenmesinin en temel kurumu olan vakıfların en önemli özelliği burs verdiği öğrencilerin, iş ve mevki sahibi olduklarında cemaate yapacakları katkıları koordine etmek olmalı. Böylece cemaatler, İslami eğitim alıp, elini eteğini dünya işlerinden çeken kişiler yetiştirmek kadar, devletin her kademesinde görev alan kişileri örgütleme derdinde.

Cemaat örgütlenmesi bin yıllık bir gerçeğimiz ve esasen meşru bir örgütlenme. Ancak büyüdükçe ve devlet olanaklarından yararlanma çoğaldıkça, cemaat yöneticilerinde de yozlaşma söz konusu olabiliyor. Gülen Cemaati ise, bunun da ötesinde bir bozulmanın örneği olsa gerek.

Kökleri çok derinlerde

İslamcı kesimin ekonomik ve siyasi gücünün kökleri çok ama çok eskilere dayanıyor. İslamcı toplumun Anadolu’daki dayanışmacı örgütlenmesi tarikatlardan geliyor. İslamiyet’te yol anlamına gelen tarikatların da Türkiye’deki tarihi 11. yüzyıla kadar gerilere gidiyor. Kadirilik tarikatı 11. yüzyılda, Rufailik 12. yüzyılda ortaya çıktı. Mevlevilik, Halvetilik, Nakşilik ve Bayramilik 14. yüzyılda başlarken; Arvasilik 19. yüzyılda, Süleymancılık ve Işıkçılık ise 20. yüzyılda ortaya çıktı.

Türkiye’de cumhuriyet ilan edildikten sonra sadece şeyhülislam makamı iptal edilmekle kalmadı; tekke ve zaviyelerin faaliyeti de yasaklandı. Ancak yüzyıllardır faaliyette olan tarikatların bir anda sıfırlanması söz konusu olamazdı. Nitekim günümüzde de çoğunlukla kapalı bir ilişki ağı kuran ve içe dönük yaşayan tarikatlar ve bunlardan doğan cemaatler neredeyse tüm şehirlerde -özellikle vakıflar şeklinde- faaliyette.

Ülkemizde Kadiri Tarikati’ne bağlı dört cemaat var: Muhammediye, Galibiler, İcmalciler ve Tillocular. Bu cemaatlerden Galibiler cemaat değil de, tarikat olduklarını iddia ediyorlar. Halveti Tarikati’nin ülkemizde faaliyette bulunan cemaatleri ise, Şabaniye, Cerrahiler, Uşşakîler, İpekyolu ve Ticaniler. İpekyolu, Aşıklar diyarı anlamındaki Uşşakîlerden aslında ama o denli büyüdüler ki, ayrı bir cemaat olarak anılıyorlar.

Nakşibendi Tarikatı’nın dört ana koluna bağlı olan cemaatlerden İskenderpaşa, Erenköy, İsmailağa cemaatleri, Menzil Dergahı, Tufancılar ve Zilan Cemaati, Hazneviler, Yahyalı Cemaati,  Süleymancılar ve Reyhani Tekkesi’ni dizimizde inceleceğiz. Günümüzde yaklaşık on ayrı koldan faaliyet gösteren Nurculardan ise Yeni Asya, Yeni Nesil, Işıkçılar, İhlas Grubu, Fethullah Gülen Cemaati, Aczmendiler, MedZehra grubu tanıtılacak.

RUFAİ TARİKATI: Anadolu’nun ilk tarikatlarından biri olan Rufai Tarikatı, 12. yüzyılın ortalarında Basra’yla Bağdat arasında yaşayan Rufai kabilesinden Seyyid Ahmed-ür Rufai tarafından kuruldu. Rufai, 1118’de Irak’ta Bağdat ile Basra arasında yer alan Ümmü Abide Köyü’nde dünyaya geldi. Yedi yaşında iken babası vefat edince tahsil ve terbiyesini dayısı ve mürşidi Şeyh Mansur Batahi üstlendi.

Şeriat ve tarikat ilimlerini tahsilden sonra icazet alan Seyyid Ahmed-ür Rufai, babası Seyid Ali’nin Hasen Köyü’ndeki dergahında irşada başladı. Dayısı ve mürşidi Mansur Bahati’nin vefat etmesi ile Ümmü Abide’deki dergahta posta oturdu ve kendi ismiyle anılan Rufaiye tarikatını kurdu. Selçuklular döneminde Kadirilik ve Rufailik Anadolu’da en yaygın tarikatlardı. Harran üzerinden Anadolu’ya girmeye başlayan Rufailik, Rumeli’de de etkili oldu.

Anadolu’da Rufailiğin önemli merkezleri arasında Çorum’daki Mustafa Çorumi’nin dergâhı, Erzurum’daki Mevlüt Efendi’nin dergâhı ve Manisa’daki Antaki kolu yer alıyor. Özellikle Anadolu’da hâlâ yaygın olan Rufailik tarikatına mensup kişilerin sayılarının dünyada 150 bin, Türkiye’de 45 bin olduğu tahmin ediliyor. Rufailer Hz. Hüseyin’in ailesinin Kerbela’da katledilmesi nedeniyle her yıl Muharrem ayının ilk 10 gününü yas ilan ediyor. Ancak bu yas döneminde katledenlere lanet okunmuyor. Tarikatın televizyon kanalı Rufai TV, internetten yayın yapıyor.

MUHAMMEDİYE CEMAATİ: Kadiri Tarikatı kökenli Muhammediye Cemaati İstanbul, Ankara, Kayseri ve Düzce’de güçlü. Lideri Şeyh Seyyid lakabını kullanan Muhammed Ustaoğlu. 1987’de imamlıktan emekliye ayrılan Ustaoğlu, İstanbul’da yaşıyor. Kendisinden sonra yerine geçmesine kesin gözüyle bakılan oğlu Muhittin Ustaoğlu da Diyanet İşleri’ne bağlı olarak imamlık yapıyor. Muhammediye, tarikat şeceresini Kadiri tarikatının kurucusu Abdülkadir Geylani’ye dayandırmakla birlikte kendisini Nakşibendi ve Mevlevi geleneğinin parçası kabul ediyor. Zikir törenlerinde yaklaşık bin kişiyi buluşturmayı başarıyorlar.

GALİBİ TARİKATI: Kadiri-Rufai tarikat geleneğinden gelen cemaatler arasında tarikatlığını ilan eden tek kol. Şeyhleri Hacı Galip Hasan Kuşçuoğlu. Her perşembe akşamı Ankara’nın Hüseyingazi semtindeki Tevhid Camii’nde yaptıkları zikre yaklaşık üç bin kişi katılıyor. Müritlerin çoğu Siteler’deki mobilya esnafı. Şeyh Kuşçuoğlu kendisini şöyle tanımlıyor: “Mezhep olarak Hanefi; meşrep olarak Alevi; yol olarak Kadiri-Rufai Galibiyiz.” Faaliyetlerini, şeyhin adını taşıyan eğitim vakfı kanalıyla sürdürüyor. Cemaat, Antalya’da da faaliyette. Galibiler görüşlerini vakıf haricinde internet üzerinden yayın yapan Galibi TV ve Galibi Radyo’dan da yaymaya çalışmaktalar.

İCMALCİLER: Kadiri Tarikatı’nın İcmal Kolu’nun lideri Haydar Baş, çalışmalarını artık Bağımsız Türkiye Partisi’nde sürdürüyor. 25 Eylül 2001’de kurulan parti, 3 Kasım 2002 seçimlerinden bu yana yapılan seçimlere giriyor ama barajı aşamıyor. Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyeliğine karşı olan Haydar Baş, görüşlerini Mesaj TV, Meltem TV, Yenimesaj Gazetesi, İcmal Yayınları ve İcmal Dergisi aracılığıyla açıklamakta. Haydar Baş’ın Türkiye’nin en zengin cemaat liderleri arasında olduğu iddia ediliyor. Azerbaycan’da da etkili olan cemaat, Trabzon ve çevresinde güçlü.

TİLLOCULAR: Kurucuları Sultan Memduh Hazretleri’nin türbesinin bulunduğu Siirt’in Tillo beldesi manevi merkezleri. Tillo geleneği Kadiri Tarikatı’nın en güçlü kollarından. Siyasete uzak durmaları nedeniyle İcmalcilerden, Kadiri-Rufai geleneğinde faaliyet sürdürmesi nedeniyle de Galibilerden ayrılıyorlar. Siirt, Ankara, İstanbul ve Elazığ’da faaliyet gösteriyorlar. Tillo, türbe ve ziyaret yerlerinin çok oluşu nedeniyle yöre halkının ve diğer bölgelerden gelen ziyaretçilerin akınına uğramakta.

Devam edecek...

 



↳Son Güncelleme: 09 Ağustos 2016 09:51

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, halklara ve inançlara saldıran, nefret suçu ve cinsiyetçi söylemler içeren, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Editörün Seçtikleri

Video Galeri

Arşiv

Özgür Gündem Birinci Sayfa

“Binevş”

Cümle Alem

Qırıx


Okurlarla Başbaşa


Medya Diyalog


“Özgür