Yeni dönem yeni mücadele

Yeni dönem yeni mücadele

15 Temmuz sonrasında AKP tarafından yükseltilen sokak hareketi 7 Ağustos’ta ‘Başkanlık’ projesinin bir aracı olurken, Yenikapı’da eskisiyle yenisiyle bütün Kürt ve demokrasi düşmanlarından oluşan bir iktidar bloku ortaya çıktı. Karşısında ise HDP öncülüğünde özgürlük güçleri var

1- Yenikapı artık içinde “muhalefet”in de olduğu yeni rejimin iktidar blokudur. Türklük ve Sünnilik yeni rejimin de temeli. Kürtler, Aleviler, demokrasi güçleri, sol ve diğer halklar hedefte.

2- Saray’ın yeni rejimi, eli Kürtlerin ve devrimcilerin kanına bulaşmış kim varsa hepsiyle ittifak yaptı. Çiller’den Ağar’a, Peker’den Beyaz Torosçulara, ulusalcılara hepsi Saray’da birleşti.

3- 1071 Malazgirt’ten girip 15 Temmuz’a gelen Erdoğan, Türklük vurgusuyla Kürtleri inkarı savundu. “Tek bayrak, tek millet, tek vatan, tek devlet ve tek lider”le farklılıklar yok sayılıyor.

4- CHP, yeni rejim adına demokrasi güçlerini parçalama ve yedekleme işlevini yüklendi. Kılıçdaroğlu ekibi, önümüzdeki günlerde demokrasi cephesinin başlıca bölücüsü olmaya aday.

5- Atatürk göndermeleriyle Erdoğan kendisini yeni rejimin Atatürk’ü olarak deklare etti. 90 yıllık cumhuriyet parantezi kapanırken, dikta rejiminin ‘Yenikapı’ parantezi açıldı.

6- Yeni baskıcı sisteme Erdoğan öncülük ederken, bu sistemi değiştirerek “ortak vatan ve demokratik cumhuriyet” üzerine kurulacak
olan alternatif sistemin öncülüğünü ise Öcalan yapıyor.

HABER MERKEZi - Darbe girişimi sonrasında AKP’nin yürüttüğü siyasi manevraların bir sorucu olarak oluşan sokak hareketi önceki günkü Yenikapı mitinginde zirve yaptı. Kürtler ve demokrasi güçleri dışındaki bütün siyasi “muhalefet” partilerini kendi kanatları altında buluşturan Tayyip Erdoğan, böylece bir yandan gayrı-resmi olarak başkanlığını/babalığını ilan ederken, önümzdeki dönemin zorlu bir faşizm dönemi olacağının da işaretlerini verdi.

Yeni iktidar bloku

İçinde “muhalefet partisi” olduğunu iddia edenler olsa da, Yenikapı kürsüsünde bir karede buluşan siyasi aktörler, artık tartışmasız bir biçimde Türkiye’nin yeni iktidar bloku haline geldi. Türkiye’nin yeni siyasal manzarasının bir tarafında Yenikapı Meydanı’nda hizaya getirilip konserve edilen güçler, diğer tarafında da Kürtler ve demokrasi güçleri duruyor. Böylece Türkiye siyaseti Saray’ın kanatları altında tekleştirilip homojenleştirilmiş ve bu blokun dışındaki bütün güçler, Kürtler, demokrasi güçleri, sosyalistler, artık düşman yaftasıyla hedef tahtasına çakılmış durumda.

Geçmişten geleceğe köprü

 AKP’nin yakın tarihte eli Kürtlerin ve devrimcilerin kanına bulaşmış her kim varsa hepsine ulaşarak tek tek Yenikapı’ya davet etmesi, tesadüf değil, çok bilinçli bir seçim. Öyle ki, eğer ölmemiş olsalardı Mustafa Muğlalı ve Kenan Evren’i de miting kürsüsünde görmek mümkün olacaktı. Bu politikanın sebebi, Kürt halkına karşı savaş zincirinin zamanla zedelenmiş olan zincir halkalarının onarılarak “devamlılık” mesajı verilmesiydi. Tansu Çiller’den Mehmet Ağar’a ve yeni dönem çete liderlerinden Sedat Peker’e kadar birçok suç makinasının yalnızca Yenikapı’da değil, başka yerlerde de kürsüye toplanmasıyla AKP, siyasette 90’ların ‘beyaz toroslar’ dönemiyle tam ve eksiksiz ittifak halinde olduğunu gösterirken, bir yandan da yeni dönemin “vatan için kurşun atacak şerefli”lerine cesaret aşılamakta.

Tekçilikte zirve yaptı

 AKP ve Erdoğan’ın belli bir noktadan sonra içine girdiği ırkçı/tekçi eğilimin altı Yenikapı’da artık kalınca biçimde çizildi, bir kez daha 1071 Malazgirt’ten girip 15 Temmuz’a gelen Erdoğan, açık ve bariz şekilde, bu topraklarda tek millet olarak Türklerin yaşadığını savundu. Dahası Erdoğan, “Tek bayrak, tek millet, tek vatan, tek devlet” dörtlüsüne artık “tek lider” vurgusunu da ekleyerek bütün diğer güçleri buna ortak ederken, özellikle Kılıçdaroğlu “vatan sözkonusuysa gerisi teferruattır” sözleriyle açık biçimde Saray’a biat etti. Bu çerçeveye HDP’nin dahil edilmemesi, şikayet edilecek bir durum değil, tam da yapılan işin doğası. HDP, bu “tekçi” diktatörlüğün bileşeni değil düşmanı kategorisinde duruyor.

Yeni Atatürk mü?

Mitingin bir başka ideolojik misyonu da sık sık yaptığı Atatürk göndermeleriyle kendisini “milletin babası” ilan eden Erdoğan’ın kendi ismi etrafında yarattığı atmosfer oldu. Erdoğan, CHP-MHP’yi mitinge çağırarak yalnızca kitle sayısını artırmadı, aynı zamanda bu “babalık” misyonuna belli bir meşruiyet sağladı.

Yeni linç kitlesi

15 Temmuz sonrasında sokağa çıkan ve bir nevi “Gezi’nin rovanşını” da alan genel kitlenin çekirdek bölümü, zamanla Saray rejiminin paramiliter sokak gücü olarak davranmaya hazır hale getirilmiş görünüyor. Daha şimdiden sokakta, otobüste, vapurda, her yerde aykırı her görüşü anında bastıran ve bir “taciz” fırtınası estiren bu güç, Yenikapı ile bir kez daha mobilize edildi ve önümüzdeki süreçte bu kalabalıkların geçmişte pek tutmayan “Osmanlı Ocakları”ndan daha sistemli kurumlaşmalarla organize edilmesi mümkün.

Tek yol demokrasi cephesi

Bütün bu gelişmelerin gösterdiği en somut gerçek ise, Yenikapı iktidar blokunun karşısında artık tek bir muhalif kanatın kalmış olmasıdır. HDP, ana muhalefet partisi haline gelmiş ve Türkiye’deki demokrasi ve özgürlük güçleriyle birlikte hareket ederek güçlü bir mücadele odağı yaratma imkanlarına sahip olmuş, hatta bu göreve mahkum olmuştur. Öte yandan, bütün katliamlara rağmen Kürt hareketini yenilgiye uğratamamış olan AKP savaş makinası önümüzdeki günlerde daha da saldırganlaşacak, muhtemelen savaş daha ileri boyutlara tırmanacaktır. Bu koşullarda, böyle bir demokratik odakla, CHP tabanı dahil olmak üzere  herkesi direnişe çağırmak mümkündür. Yaklaşmakta olan kaos günlerinde, demokrasi güçlerinin önündeki temel görev böyle şekillenmektedir.

CHP’nin yeni rolü

Muhalefet olduğunu iddia eden partilerin Saray’a yedeklenmesindeki en kritik halka Kılıçdaroğlu kanadının biatı oldu. Aynı zamanda Türkiye’nin demokrasi ve özgürlük güçleriyle de temas halinde olan CHP, yakın tarihte birçok kez görüldüğü gibi şimdi de demokrasi güçlerini ehlileştirme ve parçalama işlevini yüklendi. Kılıçdaroğlu ekibi, önümüzdeki günlerde diktatörlüğe ve savaşa karşı kurulması elzem olan demokrasi cephesinin başlıca bölücüsü olmaya aday görünüyor.

Cami-Kışla ve ötesi

Yenikapı, sadece sözde “muhalefet” partilerini değil, bir bütün olarak devletin toplam kurumlarının “Reis”in yörüngesinde toparlanıp katılaştırılmasını gerçekleştirdi. Mitingte Kılıçdaroğlu’nun mızmızlık ettiği “Cami-kışla-siyaset ilişkisi konusunda tam bir milat gerçekleşti, tarihte ilk kez, bir Genelkurmay Başkanı ve Diyanet İşleri Başkanı bir mitingte konuşmacı olarak sahneye çıkarak bir yandan kendi biatlarını açıklarken, hem de yurttaşları biata çağırdı. Bu durum, pek yakında yargıdan eğitime, basından nüfus müdürlüğüne kadar devletin tüm kademelerinde bir “Saray hizmetkarlığı” kültürünü yerleştirecek gibi görünmektedir.

 



↳Son Güncelleme: 09 Ağustos 2016 11:32

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, halklara ve inançlara saldıran, nefret suçu ve cinsiyetçi söylemler içeren, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Editörün Seçtikleri

Video Galeri

Arşiv

Özgür Gündem Birinci Sayfa

“Binevş”

Cümle Alem

Qırıx


Okurlarla Başbaşa


Medya Diyalog


“Özgür