Vatan ve toprak sevgisi

Vatan ve toprak sevgisi

Aslan Kızıl*

Vatan bilinci, ilk olarak insanlığın gezici klan topluluklarının elverişli topraklar üzerinde konaklaması, tarım kültürüne geçiş yaparak bu toprakların üzerinde ev-mezra-köy inşa etmesiyle başlar. Çünkü tarım kültürüne bir toprak parçayı işlemeyi, onu ekmeği biçmeyi gerekli kılar. Bu faaliyetler insanın bir yerde durmasını zorunlu kılmaktadır. Koçerlik ise halen gezici klan kültürlün izlerini taşımaktadır. Koçerin vatanı zozandır.

Toprağa bağlılık böyle gelişmiştir. Toprağa bağlılık anaya bağlılıkla özdeş tutulur. Ağaçlar kökleşip yerleşik kalır; ama insan köklerini de alıp dolaşır. İnsan nereye giderse gitsin çemberi tamamlamak ister gibi bir tutkuyla köklerine dönmek ister. Hatta bu insanda içgüdü gibidir. “Ana rahminden koştum gittim pazara; bir metre kefen aldım döndüm mezara” mısrası bize çok şey anlatır. Herkes vatanında gömülmek ister. Bir anlamda ebedi vatanımız mezarımızdır.

Kürtler neolitik kültürü üreten halkların başında gelmektedir. Bu topraklarda en az on bin yıldır yerleşikler. Yahudiler, nasıl ki dünyanın dört bir yanına yayılarak dağıldılarsa; Kürtler bunun tam tersi gibidir; Topraklarını hiç terk etmemişlerdir. Elbette çeşitli nedenlerle göçler, sürgünler olmuştur; fakat halk olarak ezelden beri yerleşik bir konumdalar. Kürtler vatanlarında, dağlarında sökülmemiş kök gibidirler.

Son iki yüz yılda yaşanan olaylar, ulus devletin soykırımcı ve asimilasyoncu etkileri sonucu 1980’lere kadar Kürtlerin vatan bilincinde ciddi bir kırılma yaşatmıştı. Özgürlük hareketiyle birlikte Kürtlük bilinci yavaş yavaş uyandı. Bugün bu bilinç, -esas kökleriyle- neolitik kültürle buluşturulmuştur. Rönesans, nasıl ki sanatsal, bilimsel ve iki bin yıllık bir ‘eskiye’ye dönüş yaparak Avrupa kültürlene zemin sunduysa; Kürtlerin neolitik kültürle buluşması da on bin yıllık bir geçmiş buluşmasıdır.

Ancak bu buluşma, daha güncel bir Sümer kültürü yaratabilecek kadar zengin ve kuantumik sonuçlara yol açacaktır. Bu buluşma doğru besleyici sürekli yapıldığın da bire bir değil, bire yüz bin; yani toplumu hızla çınara evrilebilecek bir iç zenginlik potansiyeline sahiptir. Kültürün açtığı sonsuzlaşma sınırsız evrenle özdeştir.

Öncelik kurumuş ağacı yeşertme çabasıyla Kürdistan’da derin bir yurtseverlik bilincini geliştirmektir. Toprak nasıl ki bitkiye, ota ağaca veya çiçeğe kök salması için zemin sunduysa, insan da buna benzer. İnsan toprağında olduğunda huzuru, morali, mutluluğu buluyor. Gurbet ya da sürgünü yaşayanlar boşuna “saksıdaki çiçek gibiyiz” demiyorlar; kök ve yapraklar güneş ve toprakla yeterli bulaşamadığı yerde ağaç büyümüyor. Bu durum, insan için de böyledir.

İnsan doğduğu anda göbek bağından koparılır; fakat manevi olarak ayrılmaz. İnsanın ruhu da buna benzer. Doğduğumuz ev, evin odası, sokak, şehir, ülke gibi mekânlar bizler için böylesine anlamlıdır. Kısacası vatan insanın kültürleştiği, kendi farkına vardığı yerdir: Bu da esasta özüne dönerek özgürleşmektir.

*Kırıklar 2 No’lu F Tipi Cezaevi



Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, halklara ve inançlara saldıran, nefret suçu ve cinsiyetçi söylemler içeren, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Editörün Seçtikleri

Video Galeri

Arşiv

Özgür Gündem Birinci Sayfa

“Binevş”

Cümle Alem

Qırıx


Okurlarla Başbaşa


Medya Diyalog


“Özgür