Kaostan çözüm yaratmak

Kaostan çözüm yaratmak

Seyit Botan*

Toplumların, toplumsal sorunları, yine toplumsal kaos ve kriz anlarında çözüme kavuşturduklarını toplumlar tarihi bize göstermiştir. Buna siyaset biliminde, kaostan kurtuluşa varmak denir. Oluşan negatif durumu pozitif yapısalcılığa çevirmek denilebilir. Türkiye’nin siyasi tarihinin baştan sona (askeri-sivil) darbeler tarihi olduğunu söylesek, yanlış olmayacaktır. Hatta aynı durumu, demokratik sistem ve kültüre erişememiş tüm Ortadoğu coğrafyası için de söylemek mümkün.

Türkiye başta olmak üzere, diğer bölge ülkeleri, bugüne dek kendi çoğulcu etnisitelerine dayalı bir yönetim ve sisteme ulaşamadıklarını, bugünkü giderek derinleşen toplumsal ve siyasi kaoslardan anlamak mümkün. Ya ulus-devlet zihniyetinin tekçiliğine ya da aynı zihniyetin ürünü diyebileceğimiz mezhep ve sınıflara hapsolunmuş, ötekileştirmeyi yaratan, ırkçı ve militarist zihniyeti aşılayan anti-demokratik rejimlerle yetinmişlerdir.

15 Temmuz 2016 akşamında, Türkiye halklarının yaşadığı ve hiç de yabancısı olmadığı darbe girişimi, tekçi diktanın sonucuydu. Gel gör ki, tüm diktaların ve iktidarların korkulu rüyası olan meydan ve sokakların bu sefer de, meydan ve sokakların sesinden korkanlara yine bu meydan ve sokakların gücü kalkan oldu! Hükümeti de, sivil siyaseti de cuntadan koruyan tek gücün halkların meydan ve sokaklara akması olduğu görüldü. Öyleyse tüm siyasilerin, muktedirlerin ve iktidarların gerçek demokrasi yolunun, sokak ve meydanlardan geçtiğini kibir ve komplekse girmeden görmeleri hayati önem arz ediyor.

Bu anlamda, 15 Temmuz kaosu, Türkiye’nin başta Kürt sorunu olmak üzere, kangrenleşen toplumun demokratik hak ve özgürlüklerinin dışa vurumu olduğunu belirtmek gerek. Türkiye siyasetindeki iç çatışmalarının çözüme kavuşturulmamış ve Türkiye Cumhuriyeti’nin en hassas ve en ateşli sorunu olan Kürt sorunundan kaynaklandığını içte ve dıştaki küçük-büyük güçlerin hep nemalanmak istedikleri bir sorun olarak orta yerde durmaktadır.

Küçük, büyük komplolarla başlayıp, 15 Temmuz 2016 akşamında patlak veren duruma, Sayın Öcalan, “Böyle giderse, darbe mekaniği devreye girer” diyerek, hükümeti çok önceden uyarmıştı. O’nun uyarıları dikkate alınsaydı, büyük ihtimalle 15 Temmuz yaşanmayabilirdi. AKP iktidarının eline aslında tarihi bir fırsat geçmiştir. Böylesi bir kaosu fırsat bilip, demokratik bir kurumlaşmaya dönmelidir.

Tüm darbelerin, zorbalıkların yegane panzehiri, daha fazla demokrasi, daha fazla özgürlüklerdir. Bunun için zaman kaybetmeksizin meydanların (ama HDP’nin hınca hınç doldurduğu meydanlar dahil, tüm meydanların) sesine kulak vererek, Kürt sorununun nihai çözümü için, yeniden müzakerelere dönülmelidir.

Sonuç olarak, bir kez daha görüldü ki, toplumun ve devletin siyasal, tarihsel sorunları, “akşam kahraman, sabah hain” olan akla ve güce havale edilmesi halinde yaşanacak olan 15 Temmuz’lardır. Hedef ise Kürt sorununun çözümünden başlayarak, demokratik bir cumhuriyete ulaşmak olmalıdır.

*Mardin E Tipi Cezaevi



Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, halklara ve inançlara saldıran, nefret suçu ve cinsiyetçi söylemler içeren, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Editörün Seçtikleri

Video Galeri

Arşiv

Özgür Gündem Birinci Sayfa

“Binevş”

Cümle Alem

Qırıx


Okurlarla Başbaşa


Medya Diyalog


“Özgür