Kod adı: Katil nerede?

Kod adı: Katil nerede?

Mülkiyeti iktidara ait olan tarihin hapishanesinde ayakların yol aldığı mesafeyi özgürlük sayma alışkanlığında isabet ettik...
Ahmet GÜNEŞ

Mülkiyeti iktidara ait olan tarihin hapishanesinde ayakların yol aldığı mesafeyi özgürlük sayma alışkanlığında isabet ettik. Resmi makamlarca kurum haline getirilen demokrasi hakikatleri kemiren bir faredir! Bellek korkuyla unutkanlığa susturulduğu an dehşetin enkazlarını kaldırım taşı gibi algılama yeteneğine gömülerek hafızanın bu kıvraklığını başarı saymak... Toplum üyeleri tüm maharetlerini kendilerini sakınmak için harcamaya başlamışsa bilinen gerçekleri ıskalamaya mecbur edilmişlerdir.

Maneviyata angarya koyan çıkar ilişkileri iktidar eklerini kendi uzvu olarak sahiplenir; yarış atları misali yüklediği faşizmi bir sonraki nesle taşıma gayretine kapılır. Vahşeti seyirlik sirkle karıştıran hakikat körü gözler yanlışa itiraz edenleri kodlamakla, teşhir etmekle ve asinin bakışını kundaklamakla meşgul.

Ülke tarihinde olduğu gibi Roboski Katliamı da sahipsiz kaldı. Yani yetkili kurumlar öyle münasip gördü. Sonrasını hatırlamaya yer kalmadı. Sonrası tekrarlanan bir bilinen olduktan sonra... Bugün bir katliam sonrasının birinci yıldönümü. Unutamadığımız gerçek. Bilinen; katliam faillerinin -her zaman olduğu gibi-  olmaması, olmaması için manipüle haberler ve unutturma teşebbüsleri...

Televizyon ekranlarında kürtajla katliamı aynı kefeye koyma, sorgulayanları terörist ilan etme, yazılarıyla irdeleyenleri baskı yoluyla dışlama ve daha bir sürü itham ve hakaret. Katliam sonrası resmi ağızların icraatları... Bir de medyanın o unutulmaz suskunluğu...

Gerçekleri unutturmanın/ çarpıtmanın getirisi olan konforun düşkünleri gazete sayfalarında kendilerini pazarlama telaşına düşecekler yine. Tüm enerjisini iktidar güzellemesine harcayanların ekranlardaki gürültüsü başlayacak yine.

Parçalanmış katırların arasından çocuklarının bedenlerini ayıklayan anneleri gördük. Öncesinde kızının bedenini eteğinde toplayan anneyi de gördük (Ceylan Önkol)... Görmek tanık olmaktır. Bir yazar dünyaya sürekli açık gözlerle tahammül edilmez diyordu. Ama biz yine de edelim, edelim ki tanıklara tahammül edemeyen muktedirler sanık olabilsinler.

Talebin şiddetle karşılık bulmasıyla hak bir diyet ister oldu. Barışı lügatinden atıp intikam peşinde kıvranan iktidar, her harekete gasp etmeyi bir ıslah aracı haline getirdi.

“Ben talebimi dilime emanet etim, sırtımda palaska izleriyle dolaşıyorum. Devletin talebini öğrendim.” dedi biri.

“Susmak faşizmin sopasından sakınmaktır, sussaydın!” dedi öteki.

“Hakikati dilde ıslatmamak iktidarı kusmaktır!” dedi önceki

Umut kırbaç olmaya mı devşirildi, diye soruyorlar. Hâlâ umutla yaşayanlar var... Tesellisi düş/üş mü olacak yine?



Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, halklara ve inançlara saldıran, nefret suçu ve cinsiyetçi söylemler içeren, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Editörün Seçtikleri

Video Galeri

Arşiv

Özgür Gündem Birinci Sayfa

“Binevş”

Cümle Alem

Qırıx


Okurlarla Başbaşa


Medya Diyalog


“Özgür