‘İktidar’a dair

‘İktidar’a dair

Türk devletinin içi yine iktidar savaşlarıyla kaynayıp çalkalanıyor.
Akif ROJ

Türk devletinin içi yine iktidar savaşlarıyla kaynayıp çalkalanıyor. Tekrardan Osmanlı tarzı taht ve alan kavgalarına şahit oluyoruz. Tarih tekerrür etmiyor. “Öz” kendisini güncel koşullar itibariyle açığa vuruyor. TC’nin 90 yıllık tarihi bu tür kavgalarla doludur. Adnan Menderes’i ipe, Turgut Özal’ı komplolu bir ölüme götüren de bu tür iktidar oyunlarıydı.

Modernist söylem “iktidar” kavramına hep hukuki bir zırh giydirdi. Böylece ona kendince meşruluk kazandırdı. Bu meşruluk perdelemesiyle devlet aygıtını ele geçirdi ve toplumu sürekli baskıladı. Bunun yaparken sürekli olarak “demokrasi” kavramını bir sakız gibi çiğnedi ve tüketti. Dikkat edilirse demokrasi tabiri toplum arasında hep alaysı kelimelerle beraber kullanılır oldu. Bunda kusurlu olan toplum değil demokrasiyi bu derece devletin çarkları arasında lime lime eden iktidardır.     

Türkçe büyük sözlükte iktidar; “Devlet yönetimini elinde bulundurma ve devlet gücünü kullanma yetkisi; bu yetkiyi elinde bulunduran kişi ve kuruluşlar” olarak tanımlanır. Burada peş peşe, “nasıl, neden, niçin” gibi sorular sorulabilir. Zira neden iktidar ya da devlet hep topluma rağmen ve toplumun tepesine binen aygıt oluveriyor ya da nasıl bu kadar topluma sızarak atomize edip kendi çarklarına yedekleyebiliyor. Bunlar “anarşik” sorular değil.  

Kanımca iktidar, siyasal değil ruhsal bir fenomendir. Siyasal argüman sadece perdeleme amaçlıdır ve öyle bir ruh ki tüm toplumsal değerleri topluma rağmen kullanır ve içini   boşaltır. Böylece toplumun tepesine ve zamanla içine yuvalanır. Zamanla hem kendisini hem de toplumu tüketir. İktidar, özünde hastalıklı ve çarpık bir ruh halidir. Çaresi tümüyle toplumun kendi kaynağından süzülen demokrasidir. Demokrasi, tarihteki tüm toplumsal başkaldırı ve devrimlerin arı ürünüdür. Devrimleri toplumlar yapar ama süreklilik kazandıramadığı zaman “iktidar” güçlerine kaptırır. Sonra da denir ki, “devrim çocuklarını yedi.” Oysaki çocuklarını yiyen devrim değil “iktidar”dır.

Şimdi başta zikrettiğimiz güncel iktidar kavgasına dönebiliriz. Tayip Erdoğan hükümeti  Fetullah Gülen Cemaati bileşiminden oluşan iktidar aygıtı, başlangıç itibariyle nasıl da kaynaşıp can ciğer olmuşlardı! Kullandıkları “toplumsal” söylem ve ileri sürdükleri tuzak argümanlar toplumu kuşatıyordu. Önce beraber, yıllarca Kürdistan toplumuna karşı sürdürdüğü kirli savaş sonucu iyice kanlanmış ve paslanmış olan “eski sistemi temizlemeye” başladılar. Bunu yaparken o sistemi tümüyle hedeflemediler. İşlerine yarayan kısımlarını devşirip kalanını bertaraf ettiler. Esasta ise sistem Kürt halkının mücadelesi ile iflas etmişti.  

Bu arada iki iktidar bileşeni arada bir sürtüştüler ve alttan alta alan kapma mücadelesine giriştiler. Su dibindeki bu mücadelenin dalgaları yüzeye vurduğunda iki tarafça da “yok öyle bir şey” denilerek, örtbas edilmeye çalışıldı. Ama halı altına süpürülenler günü geldiğinde patladı ve çok kötü koktu. Eskinin “din, iman” damlayan dilleri birer keskin oka dönüştü. En kem niyetlerini ve talimatlarını Arapça, Farsça, Türkçe karışımı tamlamaların içine gizleyerek güya “derinlik ve gizem” yaratan Fethullah Gülen, öfkesi soğukkanlılığına hakim geldiğinde bu tarzı da terk ederek direkt saldırıya geçti. Tayyip Erdoğan ise kendi iktidar aygıtının “en has adamı” Arınç’ın canını ona, “ben kum torbası değilim” dedirtecek kadar acıtan ve kendisini “büyümüş” gördükçe etrafındakileri cüce gören bir kompleks durumunu yaşıyor. Fethullah Gülen, “ABD” ile “İslam” gibi en zıt kutuplar arasında kulaç atarken; Tayyip Erdoğan ise El Kaide ile kol kola ve “Ya Allah, Bismillah” naralarıyla modernist sulara açılıyordu! “İktidar”ın bir özelliği de ikiyüzlü ve çoğu zaman çok yüzlü olmasıdır.

Şimdi bu durumda kendinizi Kürt halkının yerine koyun. Bu iki “tarifi zor” iktidar bileşeni ortaklaşa oluşturdukları “sinerji” ile yıllarca Kürt halkına kan kusturdular. Bir düşünürün belirttiği gibi “çoğu zaman gerçekler aslanın ağzında ama bir o kadar da orta yerdedir, elini uzatabilene aşk olsun!”

Evet, Kürt halkı aşk olsun sana! Bu sefer de kendi direnişinle gerçekleri açığa vurdun ve yine şu tarihi gerçeği güncelledin: Toplum direnmeye bir azmetsin eritemeyeceği hiçbir iktidar kütlesi yoktur!



Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, halklara ve inançlara saldıran, nefret suçu ve cinsiyetçi söylemler içeren, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Editörün Seçtikleri

Video Galeri

Arşiv

Özgür Gündem Birinci Sayfa

“Binevş”

Cümle Alem

Qırıx


Okurlarla Başbaşa


Medya Diyalog


“Özgür