Adalı Rumlara sistemli asimilasyon


Çağdaş KAPLAN/ Sadık TOPALOĞLU / İSTANBUL-DİHA
Güncellenme : 04.05.2011 09:58

Lozan Antlaşması'nın 13. ve 14. maddeleri gereğince özerk statü ile Türkiye'ye bağlanan İmroz (Gökçeada) ve Tenedos (Bozcaada) adalarında yıllardır Rumlara kültürel bir soykırım uygulanıyor.

9 binden fazla Rum'un yaşadığı adalarda hayat, 1960 yılında Kıbrıs'ta Türk ve Rum yönetimleri arasında çıkan anlaşmazlıkla değişmeye başladı. 1960 yılında Kıbrıs'ta yaşanan olayların hemen sonrasında bir anda adaların "özerklik statüsü" iptal edildi. Rumca eğitim yapan okullar kapatıldı, Rumların adadaki arazilerine el konuldu. Topraklarından zorunlu olarak göç etmek zorunda kalan Rumların adada bıraktıkları gayrimenkulleri ile ilgili Türkiye hakkında açtıkları çok sayıda dava halen AHİM'de sürüyor.

İmroz Adası'na giderek 5 yıl boyunca asimilasyonun sonuçlarını araştıran ve araştırmalarını kitaplaştıran fotoğrafçı-yazar Murat Yarkın, köy isimlerinin dahi Türkçeleştirildiği İmroz'da yaşayan ve yaş ortalaması 70'in üzerinde olan 200 Rum'la görüşerek, asimilasyon ve baskıya maruz kalan Rumların hikayesini görsel ve yazımsal olarak günümüze aktardı.

O dönemde 2 adada yaşanan asimilasyon ve baskıya şahitlik eden insanların h‰l‰ döneme ilişkin çekinerek konuştuklarını belirten Yarkın, İmroz ve Tenedos'da yaşayan Rumların 1960 yıllara kadar özel bir otonom yapı içinde yaşadıklarını, sadece dış işlerinde Türkiye'ye bağlı olduğunu söyledi. Rumların bu dönem içerisinde anadillerinde eğitim yapma hakkına, kendi mahalli polis güçlerini oluşturmaya ve kendi idari yapılarını kurma haklarına sahip olduklarını ifade eden Murat Yarkın, Tenedos'un tarihinin 1960 yılında yapılan Londra Anlaşması sonrası Kıbrıs'ta Türk ve Rum yönetimleri arasında çıkan anlaşmazlıkla değişmeye başladığını kaydetti. 1960'dan sonra Rumlara karşı baskı ve zulmün başlatıldığını söyleyen Yarkın, "Bunun sonucu Rumların tarım arazilerine el konuluyor. Bölgenin en büyük geçim kaynaklarından birisi hayvancılıktır; ama adadan bir kilo etin bile satış amacıyla dışarı çıkartılması yasaklanıyor. Adada bulunan 7 köyün ismi Türkçeleştiriliyor. Yarım gün Rumca eğitim yapılırken Rumca yasaklanıyor" dedi.

'Burada yalnızca ölüm var'

Rumları yıldırmak ve göç ettirmek için başlatılan bir diğer önemli operasyonun ise İmroz'a özel mahkumların yerleştirildiği bir cezaevi kurulması olduğunu belirten Yarkın, Sinadü köyünde kurulan cezaevinin ardından yaşamın adada Rumlar açısından değiştiğini, adanın, o tarihten itibaren Rumlar için tecavüz, hırsızlık, talan ve birçok baskı anlamına geldiğini belirtiyor. Yarkın, "O zamana kadar kapılarına kilit vurmayan Rumlar baskı, tecavüz, hırsızlık, talan ve birçok baskıyla karşı karşıya kalıyorlar. Bu da adada yaşatılan baskı politikasının bir parçası oluyor" diye konuştu. 1991 yılına kadar pasaport uygulamasının yürürlükte kaldığını belirten Yarkın, yaşanan zorunlu göçler sonucu adada yaşayan Rum sayısının ciddi bir şekilde azalmaya başladığını ifade etti. Yarkın, "Giden Rumların yerine Türkler yerleştirildi. 2001 yılında yapılan nüfus sayımında 8 bin 500 Türk, 200'e yakın Rum yurttaşın yaşadığı ortaya çıktı. 9 bin Rum'dan yıllar içerisinde gelinen durum bu. Bugün dünyaya dağılarak göç ediyorlar" dedi. Yarkın, çalışma sırasında konuştuğu bir Rum kadının da kullandığı "burada yalnız ölüm var" sözünün ise, adada yaşanan olayları anlatmaya yettiğini söyledi.  

 

 


Bookmark and Share