Yurdum, doğmadığım memleketim, Kobanê

Doğu kırsalının bütün kadınları gibi yere çöküp bağıra bağıra ağıt yakmak, elime taş alıp vura vura göğsümü kanatmak istiyorum. Kobanê, Kobanê, Kobanê diye diye. İnsanlığın, daha doğrusu insanın içinde barındırdığı köt&u.... →  Ayşe GÜNAYSU

Doğu kırsalının bütün kadınları gibi yere çöküp bağıra bağıra ağıt yakmak, elime taş alıp vura vura göğsümü kanatmak istiyorum. Kobanê, Kobanê, Kobanê diye diye.

İnsanlığın, daha doğrusu insanın içinde barındırdığı kötülüğü düşünüyorum. Korkunç, binleri, milyonları yutan, içine alıp yok etmek için harekete geçiren o kötülük.

Bambaşka bir dönemden, bambaşka bir coğrafyadan birini, Vasili Grossman’ı okuyorum. Rus Yahudisi, savaş muhabiri, hem Nazilerin elinde yaşanan Holokost cehennemine, hem de Stalin’in imha çarklarına tanık olmuş, bizzat yaşamış o büyük yazar. Her iki kötülüğün de nasıl milyonları kendi hizmetine soktuğunu, bu mekanizmanın bir parçası kıldığını anlattığı o üç ciltlik benzersiz yapıtı Yaşam ve Yazgı. “Ve on binlerce değil, hatta on milyonlarca da değil, çok büyük insan kitleleri suçsuzların yok edilmesinin uysal tanıkları olmuştur. Ama sadece uysal tanıkları olarak kalmamışlar, emredildiğinde, yok edilme oylaması yapıldığında kitlesel kıyımları onayladıklarını seslerinin bütün gücüyle ifade etmişlerdir,” diyor orada Grossman.

İslam Devleti denen ordunun saflarındaki yüzbinlerin nasıl bu kadar zalim, bu kadar kana susamış, bu kadar merhamet duygusundan arınmış olabileceğini düşünüyorum. Vasili Grossman araya giriyor ve diyor ki: “Kendisi de sonsuza dek sürecek, ancak hiçbir zaman iyiliği alt edemeyecek olan kötülük tarafından yenilmeyecek iyiliğin doğduğu yerde çocuklar ve yaşlılar ölecek, kan akacaktır. (...) İnsanın tarihi kötülüğü yenmek isteyen iyiliğin savaşı değildi. İnsanın tarihi insanca olan şeylerin tohumunu ezip öğütmek isteyen büyük kötülüğün savaşıydı.”

Farklı zamanlarda farklı yok edicilerin, başka kurbanların bir araya gelip yarattığı ortak insanlık tarihinin kahredici, kavurucu kederi. Küçük Asya dahil Ortadoğu ve Mezopotamya’nın kanla sulanmış topraklarında hiç bitmeyen zulüm. Ermenilerin, Rumların, Süryanilerin, Keldanilerin, Êzidîlerin, Kürtlerin azap içinde mezarsız ölüleri.

Grossman o dönemde başka iki yok edici gücün dehşetini yaşamıştı. Bugün biz bir başkasını yaşıyoruz. O dönem milyonları bir araya getiren mekanizmalar ve uyuşturucu ideolojiler başkaydı. Bugün Ortadoğu coğrafyasında kötülüğü harekete geçiren, milyonları birleştiren, kalplerinde bir gıdım iyilik bırakmayan ideoloji İslam. 100 yıl önce Hıristiyanlarının canını, malını, mülkünü, karısını, kızını Müslümanlara helal ilan eden de İslam.

Ama kimse bugün tekbir getirerek insan kesenler için,  “hayır onlarınki gerçek İslam değil” demesin. O zaman “gerçek İslam”ı görelim. İslam adına kana susamışlara karşı kendi “gerçek” İslamı adına savaşırken görelim.

Televizyon ekranlarına, sosyal medyaya bakamıyorum. Bombalar sanki benim başıma düşüyor, ağır silahların takırtıları sanki benim gövdemi delip geçiyor. Kobanê, Kobanê, Kobanê, yurdum, doğmadığım, yaşamadığım memleketim. Hiç görmediğim akrabalarım, kardeşlerim, amca, teyze, dayı çocuklarım.

Evet, ağıtlar yakmak istiyorum, göğsüme vura vura kanatmak istiyorum, avazım çıktığı kadar HAYIR, HAYIR, HAYIR diye bağırmak istiyorum.

0 Yorum

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, halklara ve inançlara saldıran, nefret suçu ve cinsiyetçi söylemler içeren, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Editörün Seçtikleri

Video Galeri

Arşiv

Özgür Gündem Birinci Sayfa

“Binevş”

Cümle Alem

Qırıx


Okurlarla Başbaşa


Medya Diyalog


“Özgür