Ancak ortak iradeyle baraj yıkılır

Seçim maratonun birinci aşaması olan adayların belirlenmesi ve netleşmesi sonuçlandı. Şimdi sıra ikinci aşamada. Hiç kuşkusuz ki en zor olan bu aşamadır. Bu seçimin kaderini belirleyecek bir aşamadır aynı zamanda. Sonuçları belirleyecek aşama olması itibarıyla h.... →  Fuat KAV

Seçim maratonun birinci aşaması olan adayların belirlenmesi ve netleşmesi sonuçlandı. Şimdi sıra ikinci aşamada. Hiç kuşkusuz ki en zor olan bu aşamadır. Bu seçimin kaderini belirleyecek bir aşamadır aynı zamanda. Sonuçları belirleyecek aşama olması itibarıyla hem kritik, hem stratejik ve hem de belirleyicidir.

Kuşkusuz ki her aşamanın kendisine has zorlukları vardır. Birinci aşamanın zorluğu, adayların tespiti ve listede yer alacak şahsiyetlerin belirlemesiydi. Gerçekten de zor bir aşamaydı. İki bini aşan listenin içerisinden beş yüz elli adayı seçmek öyle kolay değildir. Son derece titiz, hassas ve adaletli olmayı gerektiren bu aşama bir biçimde sonuçlanmıştır.

Şimdi sıra ikinci aşamada. İkinci aşama sonuç alma aşamasıdır. Birinci aşamada yapılan çalışmaların, verilen emeğin ve gerçekleştirilen etkinliklerin toplamının tek potada birleştirilerek, barajı yıkacak olan aşama olduğunu da belirtmek gerekiyor. Doğaldır ki bu aşamanın da kendisine has bazı özellikleri ve temel çalışma ilkeleri vardır. Bu ilkelere göre çalışmak, bu ilkelerin prensiplerine göre yol haritasını oluşturmak ve buna göre belli bir kararlaştırmayı oluşturmak elzemdir. Yoksa başarılı olmak, barajı yıkmak, daha da önemli olan halkların tek umudu haline gelmiş HDP’i iradeleştirmek mümkün olmayacaktır.

Gelinen aşamada Mezopotamya ve Anadolu halkları kazanmaya mahkumdur. Hep kaybetmiş ve yüzlerce yıldır köle konumuna getirilmiş halklar bir kez daha kaybetme gibi bir süreci yaşayamaz. “Ya kazanmak ya kazanmak” sloganı, tam da bugün HDP çatısı altında başlatılan bir zamanın sloganıdır. Eğer bu sefer de kaybedilirse, belki her şeyin sonu olmaz, ama birçok şeyin sonu olacağı kesindir.

Eğer kazanılırsa bu kez gerçekten de kadınlar, gençler, çocuklar, emekçiler, ezilenler, Kürtler, Türkler, Ermeniler, Çerkezler, Keldaniler, Lazlar, Aleviler, Êzidîler, gerçek Müslümanlar, yani halklar kazanacak. Bu sefer “ben” değil, “bizler”, bireyler değil, toplumlar, ulus-devlet değil, demokratik ulus kazanacak. Halkların kaybetmemesi, demokrasi ve özgürlüğün gerçek anlamda yaşatılması için bu dönemde iyi çalışmak, doğru iş yapmak, gerçek anlamda birer demokrasi ve özgürlük savaşçıları gibi mücadele etmek, bir anlamda herkesin namus borcudur. Bu borcu ödemek durumundayız.

Bunun için de her şeyden önce aday olan olmayan, listede yer alan almayan her Kürt, demokrat, aydın, kısacası özgürlük ve demokrasiden yana olan her şahsiyet sınırsız bir biçimde seçim çalışmalarına katılım göstermelidir. “Listede yer almadım”, “hakım yenildi”, “bana haksızlık yapıldı” gibi yaklaşımları aşarak toplumsal düşünmeyi, bireyi, yani kendimizi değil, geneli düşünerek sürece dahil olmayı esas almalıyız. Başvuruda bulunan herkesin listede yer alması mümkün olmadığını bilerek hareket etmek, herhalde en doğru ve mantıklı yol olacaktır. Öfke ve kırgınlık, tepki ve hak arayıcılığı hareketimizin kabul etmediği bir durum olduğunu belirtmek gerekiyor.

Eğer “ben” değil de, bugün Kobanê’de, Rojava’da, Kuzey ve Doğu’da ideallerimiz için yaşamlarını adayanları düşünerek pratik adım atarsak, çok daha doğru ve hayırlı bir tutum geliştirmiş olacağız. Gerçekten de her şeyi hak edip hiçbir şeyi istemeyenleri, sadece vererek hizmet etmeyi bir erdem olarak görenleri, almayı ahlaki bulmayanları, hayatlarını büyük tehlikelere atmalarına rağmen verilen her şeyi rüşvet olarak görenleri düşünelim. Ve listede yer almamanın kıyamet olmadığını, her şeyin sonu olmayacağını, zaman zaman çalışmalara katkı sunarak o kadar büyük bir fedakarlık olmadığını bilmenin bilincine vararak hareket edelim...

2015 seçimi, gerçekten de büyük bir çalışma ciddiyetini gerektiriyor. Çünkü bu seçim herhangi bir seçim değildir. Bağımsız bir grubun parlementoda bulunması adına yapılacak bir çalışma da değildir. Parti olarak seçimlere girilmesi bir projedir. Türkiye’yi yeniden yapılandırma, verili siyaseti değiştirme, diktatörlüğe ve tek kişilik iktidarın önünü barajlama projesidir. Son on yıldır tekrarlanan yapıyı sarsma ve oluşan statükoyu kırma hamlesidir. Ortak bir iradeyi, halkların ortak ruhunu oluşturma, demokrasi ve özgürlük blokunu söz sahibi haline getirme projesidir. İşte bu projenin başarısı için, bu projenin pratiklaşmesi için ve bu projenin anlam bulması için çalışmalıyız.

0 Yorum

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, halklara ve inançlara saldıran, nefret suçu ve cinsiyetçi söylemler içeren, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Editörün Seçtikleri

Video Galeri

Arşiv

Özgür Gündem Birinci Sayfa

“Binevş”

Cümle Alem

Qırıx


Okurlarla Başbaşa


Medya Diyalog


“Özgür