‘Savaşsız, sömürüsüz bir dünya için’ dayanışmak!..

İçinde yaşadığımız coğrafya burjuvazinin (kapitalistlerin, sermaye sınıfının) egemenliği altındadır. Ekonomik, sosyal ve politik yapılanma burjuvazinin çıkarlarına göre kurulmuştur. Devlet ve hükümet, bir avuç kadar az olan burjuvazinindir, onların çıkarlarını gözetir. Öz olarak kapitalizm, burjuvaz.... →  Armağan BARIŞGÜL

İçinde yaşadığımız coğrafya burjuvazinin (kapitalistlerin, sermaye sınıfının) egemenliği altındadır. Ekonomik, sosyal ve politik yapılanma burjuvazinin çıkarlarına göre kurulmuştur. Devlet ve hükümet, bir avuç kadar az olan burjuvazinindir, onların çıkarlarını gözetir. Öz olarak kapitalizm, burjuvazinin işçi sınıfına, ezilenlere ve sömürülenlere karşı diktatörlüğüdür.

Ülkemize baktığımızda nüfusun %90’ı milli gelirin %10’nu alıyor. Adaletsizlik, tüyler ürteticidir. Sömürülüyor, eziliyor, açlığın ve sefaletin pençesinde kıvranıyor, eşitliği, kardeşliğı, barışı ve özgürlüğü istiyor. Ezilenler ve sömürülenler bunun için kapitalizme karşı direniyor, örgütleniyor.

Yine ülkenin üçte biri savaşın ateşlerinin içindedir. Savaşı başlatan devletir, AKP-Saray’dır. Sorumlusu da hesap vermesi gereken de onlardır.

“Tek devlet, tek ulus, tek din, tek dil” belgisi  temelinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı emekçiler ve ezilenler ilk gününden başlayarak direndiler, örgütlendiler ve mücadele bayrağını yükselttiler. Burjuvazi ise işçilerin ve ezilenlerin ekmek, barış ve özgürlük mücadelesine karşı hiç boş durmadı. İşçi sınıfının politik örgütlüğünü durdurmak ve yok etmek için Türkiye Komünist Partisi (TKP) yöneticilerini Karadeniz’in sularında boğdu. Kimliğini, özgürlüğünü  isteyen, özerklik talebinde bulunan Kürtlere baskı ve işkence yaptı, önderlerini astı. Kürt Halk önderi Abdullah Öcalan ‘ın tutsaklığı devam ediyor. Dersim’de başlayan soykırım vahşeti, bir devlet geleneği olarak günümüze kadar devam etmektedir. Lice’de, Sur’da, Cizir’de, Gever’de yapılan katliamlar bunun açok örnekleridir. Bugün devletin, sermaye güçlerinin boy hedefi Kürt halkıdır, Kürt Özgürlük ve Demokrasi Hareketi’dir. Kürt halkının onurlu, destansı ve dünya ölçeğindeki mücadelesi kırılmak isteniyor. Bunun için devlet ve onun temsilcisi  sermaye güçleri Kürdistan’da kirli bir savaş yürütüyor. Bu savaşı AKP -Saray eliyle yürütüyor. R.T. Erdoğan bir figürandır ve geçicidir. Sermaye güçleri “sermayenin güvenliği” için ne gerekiyorsa onu yapıyorlar ve yapmaya devam edeceklerdir. Farklı siyasi yapılanmalarda bulunan itibariyle devletin ve sermayenin partileri olan CHP, MHP, AKP ve diğerleri gerektiğinde aynı temelde buluşmakta ve anlaşmaktadırlar. Oylarımızla meclise gönderdiğimiz vekillerimizin dokunulmazlıklarının kaldırılmasında işbirliği yaptılar. Suç işlediler.

Bizler ise Meclis’e gönderdiğimiz vekillerimize sahip çıkacağız. Bunun için geç kalmamak için şimdiden başlayarak Halk Meclisleri’ni kurmalıyız. Tartışarak, örgütlenerek sokaklara çıkmalıyız, her an  en geniş kitlesellik ile sokaklara çıkmaya hazır olmalıyız. Çözüm emekçi halk yığınlarının ellerindedir, sokaktadır.

Her ne kadar ülkede savaş devam ediyorsa, DAİŞ bombalar patlatıyorsa, çalışanların eli kolu banka kredileriyle bağlanmışsa da umutsuz olmamak gerekiyor. Hayatın kılcal damarları işçilerin ellerindedir. İşçi sınıfının örgütlendiğini ve genel grev-genel direniş yaptığını bir düşünün! Belediye, hava, deniz, banka çalışanlarının işi bıraktığında hayat felçe uğrar. Şalterlerin inmesiyle yaşam durur. Bu güç, üretimden gelen güçtür ve o gücün sahibi işçilerdir. Hayatı, işçiler kadar başka bir güç güzelleştirebilir veya felce uğratabilir mi?

O halde ilericiler, devrimciler ve komünistler üretimi ellerinde bulunduran işçi sınıfıyla etle tırnak gibi bir bağ kurmalıdırlar. Başarmak için bu zorunludur. İşçilerin ve ve ezilenlerin arasında çalışmadan ve onları kazanmadan demokrasi, özgürlük ve barış mücadelesinin başarıya ulaştırmanın olanağı yoktur.

Irkı, cinsiyeti, dili, dini, yurdu ne olursa olsun işçilerin büyük çoğunluğu sermayeye karşı örgütlenmeli ve birlik olmalıdır.

Dayanışma için saflarında bulunduğum  “Gerçekler karanlıkta kalmayacak” diyen Özgür Gündem Gazetesi mücadelesiyle devlete, sermaye güçlerine korku salmaya devam ediyor. Özgür Gündem ile dayanışmak amacıyla bugün çalışanlarıyla beraberim. Politika Gazetesi çalışanlarının sıcak selamlarını kendilerini sundum. Mesleki dayanışma, çok önemlidir. Hep birlikte dayanışma içinde çalışarak başaracağız. “Savaşsız, sömürüsüz bir dünya”nın kilometre taşlarını birlikte döşemeyi sürdüreceğiz. Bunun için Kürt halkının özgürlük ve demokrasi mücadelesi ile Türkiye işçi sınıfının devrimci mücadelesini buluşturmak ve güçlendirmek için Özgür Gündem’e ve Politika Gazetesi’ne çok iş düşmektedir. Bütün arkadaşlarımızın görevlerini tam anlamıyla yerine getireceklerine her zaman yürekten güveniyorum. Yoldaşlarıma güvenmeyeceğim de başka kime güveneceğim?

Bunun için diyoruz ki “Çalışmak, çalışmak, çalışmak!”...

 

 

 

0 Yorum

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, halklara ve inançlara saldıran, nefret suçu ve cinsiyetçi söylemler içeren, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Editörün Seçtikleri

Video Galeri

Arşiv

Özgür Gündem Birinci Sayfa

“Binevş”

Cümle Alem

Qırıx


Okurlarla Başbaşa


Medya Diyalog


“Özgür